İsrail ordusunun işgal altındaki Batı Şeria’da yürüttüğü askeri operasyonlar, 26 askeri taburun sahaya sürülmesiyle yeni ve daha geniş kapsamlı bir evreye taşındı. Askeri ve stratejik gözlemciler, Tel Aviv yönetiminin bu hamlesinin geçici güvenlik gerekçelerinin ötesine geçtiğini; Batı Şeria’daki coğrafi ve demografik yapıyı yeniden şekillendirmeyi hedefleyen siyasi bir projenin parçası olduğunu değerlendiriyor.
Operasyonların genişletilmesi kararı; Cenin, Tulkarem ve Tubas’taki mülteci kamplarında aylardır süren yıkıcı baskınların ve Nablus’un güneyindeki Tel kasabasında yerleşimciler ile Filistinliler arasında yaşanan şiddetli çatışmaların ardından geldi.
Askeri sevkıyatın boyutu: Güvenlik önlemlerinin ötesinde
Saha kaynaklarından aktarılan bilgilere göre İsrail ordusu, Cenin ve Tulkarem’deki yoğun operasyonların ardından Batı Şeria’da yeni bir mülteci kampını daha kontrol altına almayı hedefleyen kapsamlı bir hazırlık yürütüyor. Yüzlerce Filistinli ailenin zorla yerinden edilmesine ve kamplardaki altyapının tahrip edilmesine yol açan saldırılar, kademeli olarak Batı Şeria’nın orta ve güney bölgelerine doğru yayılıyor.
Şiddet olayları yalnızca ordu baskınlarıyla sınırlı kalmıyor. Birleşmiş Milletler (BM) verileri, yılbaşından bu yana Yahudi yerleşimciler tarafından Filistinlilere yönelik 1300’den fazla saldırı düzenlendiğini belgeliyor. Özellikle Etrafı çok sayıda yasa dışı yerleşim birimiyle çevrili olan El Halil kenti ile Kudüs ve Beytüllahim hatlarında baskılar artarken, büyük yerleşim bloklarını birbirine bağlamayı amaçlayan “E1” projesi de eş zamanlı olarak ilerletiliyor.
Askeri uzmandan çarpıcı analiz: Gerçek hedef tam kontrol
Askeri ve stratejik uzman Tuğgeneral Hasan Juni, İsrail’in Batı Şeria’daki askeri yığınağının tekil bir güvenlik olayına verilen tepkinin çok ötesinde olduğunu vurguluyor. Sahadaki tabur sayısının diğer cephelerle karşılaştırıldığında tablonun netleştiğini belirten Juni, kritik verileri paylaştı.
İsrail ordusunun daha önce Batı Şeria’da 23 tabur bulundurduğunu, buna karşın Lübnan sınırında 8, Gazze Şeridi’nde ise 5 tabur konuşlandırdığını hatırlatan Juni, Batı Şeria’ya kaydırılan askeri gücün 26 tabura çıkarılmasının stratejik bir dönüşüme işaret ettiğini ifade etti. İsrail’in her saha olayını projesinin yeni bir aşamasına geçmek için fırsat olarak kullandığını belirten Juni, asıl amacın Filistin nüfus odaklarını parçalamak, şehirler arası bağlantıları kesmek ve Batı Şeria üzerinde tam kontrol sağlamak olduğunu kaydetti.
Aşırı sağcı hükümetin siyasi projesi
Tuğgeneral Juni, operasyonların genişletilmesi kararının askeri bir değerlendirmeden ziyade mevcut İsrail hükümetinin açıkça benimsediği siyasi bir iradeyi yansıttığını dile getirdi. Yerleşimci saldırılarının ulaştığı boyutun arkasında resmi bir koruma politikasının yattığını belirten uzmanlar, kabinedeki aşırı sağcı isimlerin rolüne dikkat çekiyor.
Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir gibi isimlerin Batı Şeria’daki kontrolü tamamen ele geçirme söylemlerini açıkça savunduğu biliniyor. Ben-Gvir’in daha önce Batı Şeria’daki bazı kentlere de Gazze Şeridi’ne uygulanan yöntemlerle müdahale edilmesi yönündeki çağrıları hatırlatılırken, tırmanan askeri varlığın uzun vadeli bir ilhak ve insansızlaştırma planının parçası olduğu vurgulanıyor.



