ABD ile İran arasında 2026 yılının başlarında başlayan askeri gerilim, haziran ayındaki geçici ateşkesin ardından temmuz ortasında yeniden şiddetlendi. Washington yönetiminin İran’daki askeri hedeflere yönelik düzenlediği hava operasyonlarında dikkat çeken en belirgin unsur ise saldırıların büyük bir çoğunluğunun gece saatlerinde gerçekleştirilmesi oldu.
Askeri uzmanlar, bu tercihin rastlantı olmadığını, aksine ABD ordusunun teknolojik üstünlüğünü ve stratejik doktrinini yansıtan bilinçli bir tercih olduğunu belirtiyor.
Gecenin karanlığı yapay bir güneşe dönüştüğünde
Askeri ve deniz güvenliği uzmanı اللواء محمد عبد الواحد (Tümgeneral Muhammed Abdülvahid), gece saatlerinin ordular için genelde zorlu bir gizlenme alanı yarattığını, ancak ABD ordusu için bu durumun tam tersine mutlak bir üstünlük alanına dönüştüğünü vurguluyor.
Birçok ülkenin gece savaşma kabiliyetine sahip olmadığını ve bu nedenle “ilk ışık” adı verilen şafak vakti saldırılarını tercih ettiğini belirten uzmanlar, ABD’nin ise B-2 ve F-35 hayalet uçakları ile gelişmiş insansız hava araçlarında barındırdığı kızılötesi ve gece görüş sistemleri sayesinde karanlığı adeta gündüze çevirdiğini ifade ediyor.
Gecenin serin atmosferinde askeri araçların, radarların ve füzelerin yaydığı ısı dalgaları, ABD’nin termal görüntüleme sistemleri tarafından çok daha net bir şekilde tespit ediliyor. Böylece İran güçlerinin saklanmak için güvendiği karanlık, askeri araçların ısı imzalarını daha belirgin hale getirerek onları kolay birer hedef haline getiriyor.
Ağ tabanlı sistemler ve yapay zeka üstünlüğü
ABD ordusu, bireysel teknolojik üstünlüğün yanı sıra uyduları, füze platformlarını, hayalet uçakları ve radarları yapay zeka destekli tek bir ağda birleştiriyor. Bu “ağ düğümleri” sayesinde hedefler saniyeler içinde tespit edilip imha edilebiliyor.
İran ise radarlarını hedef olmamak için kapalı tutmak veya sınırlı çalıştırmak zorunda kalırken, bu durum stratejik bir ikilem yaratıyor. Radarlar açık olduğunda anında hedef haline geliyor, kapalı tutulduğunda ise uzaktan saldıran hayalet uçaklara karşı kör kalıyor.
Psikolojik harp ve Washington’ın saat hesapları
Gece düzenlenen operasyonlar yalnızca teknik bir üstünlük sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda İran cephesinde ciddi bir psikolojik baskı ve panik dalgası yaratıyor. Karanlıkta olası bir konum değiştirme veya mühimmat nakli hamlesi, termal kameralar tarafından anında fark edildiği için operasyonel hareket alanı tamamen kısıtlanıyor.
Öte yandan, Orta Doğu’daki gece saatlerinin Washington’daki gündüz saatlerine denk gelmesi, Beyaz Saray ve ABD Merkez Komutanlığı’na (CENTCOM) operasyonları doğrudan takip etme, yönetme ve siyasi/medyatik süreci eş zamanlı olarak koordine etme imkânı tanıyor. Uzmanlar, bu çok katmanlı avantajlar silsilesi nedeniyle ABD’nin operasyon takviminde gece saatlerini vazgeçilmez bir stratejik unsur olarak kullanmaya devam edeceğini öngörüyor.



