ABD’nin Tahran’a yönelik devreye soktuğu yeni ikincil yaptırımlar, İran ile Körfez ülkeleri arasındaki köklü ticari ilişkileri ciddi bir sınavla karşı karşıya bıraktı. Coğrafi yakınlık nedeniyle petrokimya, çelik, tarım ürünleri ve sanayi ara mallarında Körfez pazarlarına bağımlı olan İran ekonomisi, küresel finansal kısıtlamaların baskısını hissediyor.
Yıllardır küresel malların İran’a ulaştırılmasında en kritik yeniden ihracat (re-export) üssü konumundaki Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Tahran ile ticari ve finansal işlemleri askıya aldığını duyurması, İran’ın dış ticaret omurgasına ağır bir darbe vurdu.
BAE hattı koptu, Umman ve kara yolları masada
Ekonomistler, BAE koridorunun kapanmasının Körfez ekonomilerinden ziyade doğrudan Tahran’ı sarsacağını belirtiyor. İran’ın 2024 yılı itibarıyla Körfez ülkeleriyle ticaret hacmi şu şekilde kaydedilmişti:
BAE: 21 milyar dolar
Umman: 1,3 milyar dolar
Kuveyt: 374 milyon dolar
Katar: 156 milyon dolar
Bahreyn: 24 milyon dolar
Suudi Arabistan: 23 milyon dolar
Dubai kapısının kapanmasıyla birlikte Tahran yönetimi, Umman’ın Sahar ve Salalah limanlarının yanı sıra Irak ve Türkiye üzerinden geçen kara koridorlarını alternatif lojistik hatlar olarak devreye sokmayı planlıyor.
Finansal transfer çıkmazı ve yüzde 30’luk maliyet artışı
Alternatif coğrafi rotalar bulunsa dahi, ABD Hazine Bakanlığı’nın uluslararası bankacılık sistemi üzerindeki hakimiyeti finansal transferleri tıkıyor. Körfez ülkeleri, Tahran ile komşuluk ilişkilerini sürdürmek ile ABD yaptırımlarının hedefi olmak arasında hassas bir denge gözetiyor.
Uzmanlar, yaptırımlar nedeniyle İran ticaretine yansıyan “jeopolitik risk primi”nin daha önce yüzde 20 seviyelerinde olduğunu, yeni yaptırım dalgasıyla bu ek maliyet yükünün yüzde 30’u aşacağını öngörüyor. Lojistik ve aracılık masraflarındaki bu tırmanış, İran iç pazarında tüketici fiyatlarına doğrudan enflasyon olarak yansıyor.
Yerel para birimleri ve insani ticaret arayışı
Tahran yönetimi krizden çıkış için yerel para birimleriyle takas, aracı nakliye şirketleri ve Katar’ın dondurulan varlıklar üzerindeki arabuluculuk girişimlerine odaklanıyor. Ancak analistler, bu yöntemlerin genel ticaret hacmini karşılamakta yetersiz kalacağını ve çoğunlukla yaptırım dışı tutulan insani yardım ve gıda ürünleriyle sınırlı kalacağını değerlendiriyor.




















