ABD Başkanı Donald Trump’ın “hızlı bir zafer” beklentisiyle başlattığı İran operasyonunun üzerinden 6 ay geçerken, çatışmalar Trump’ın ikinci başkanlık döneminin en ağır siyasi ve ekonomik yüküne dönüştü. Geçtiğimiz günlerde Beyaz Saray’ın güney bahçesinde düzenlediği 36 dakikalık basın toplantısında helikopter pisti, balo salonu ve granit kaplamalardan uzun uzadıya bahseden Trump’ın, İran konusuna yalnızca birkaç saniye değinerek “Durum gayet iyi” demekle yetinmesi dikkat çekti.
Pentagon verilerine göre en az 18 Amerikan askerinin hayatını kaybettiği ve 750’den fazlasının yaralandığı süreçte, bölgede binlerce can kaybı yaşandı. Başlangıçta hedeflenen askeri sonucun alınamaması ve Hürmüz Boğazı krizinin sürmesi üzerine Trump, tıkanan müzakereler için “Açıkçası artık çok sıkıcı olmaya başladı” ifadesini kullandı.
Destek oranı yüzde 33 ile dip yaptı
Savaşın uzaması ve enerji fiyatlarındaki tırmanış, Amerikan kamuoyunda ciddi bir hoşnutsuzluk dalgası yarattı. Reuters/Ipsos tarafından ağustos ayında gerçekleştirilen son kamuoyu araştırmasına göre, Trump’ın halk desteği yüzde 33’e kadar gerileyerek ikinci döneminin en düşük seviyesini gördü.
Özellikle “yeni dış savaşlar başlatmama” vaadiyle oy toplayan Trump’ın seçmen tabanı, belirgin bir çıkış stratejisi bulunmayan bu çatışma ortamını sorguluyor. Ülke genelinde benzin fiyatlarının galon başına 4 doların üzerine fırlaması, yaşam maliyetlerini doğrudan artırarak seçmen tepkisini derinleştiriyor.
Kasım ara seçimleri için alarm zilleri çalıyor
Uzmanlar, kasım ayında yapılacak Kongre ara seçimlerinde Cumhuriyetçi Parti’nin Temsilciler Meclisi ve Senato’daki çoğunluğunu kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Olası bir parlamento yenilgisi, Trump’ın yasama gündemini kilitleyebileceği gibi siyasi baskıyı da en üst düzeye taşıyabilir.
Strateji askeri baskıdan ekonomik yaptırımlara kaydı
Başlangıçta rejim değişikliği hedefiyle duyurulan ancak daha sonra “İran’ın nükleer silaha erişimini engelleme” çizgisine çekilen harekat, sahada askeri yöntemlerden ekonomik abluka stratejisine evrildi.
Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer krizinin aşılamaması küresel piyasaları baskı altında tutarken, Beyaz Saray’ın krizden çıkış için nasıl bir nihai yol haritası izleyeceği belirsizliğini koruyor.



















