Yıllardır işgal altındaki Filistin topraklarında üretilen malları “İsrail malı” etiketiyle küresel pazara sokan ağ, Avrupa genelinde yükselen yasal ve diplomatik engellere takılıyor. Hollanda’nın yasa dışı yerleşim birimlerinden gelen ürünlere yönelik uyguladığı kapsamlı ithalat yasağıyla başlayan süreç, kısa sürede iki ülke arasında diplomatik krize dönüştü. İsrail Dışişleri Bakanlığı’nın Ramallah’taki Hollandalı diplomatların statüsünü iptal etmesiyle derinleşen gerilim, Avrupa’nın yerleşim ekonomisine karşı tavrını sertleştirdiğini gözler önüne seriyor.
Etiket hilesi ve posta kodu manipülasyonu
Avrupa Birliği ile İsrail arasında geçmişte imzalanan ticaret ve ortaklık anlaşmaları, ürünlerin gümrük muafiyetlerinden yararlanabilmesi için 1967 sınırları dahilinde üretilmiş olmasını şart koşuyordu. Bu denetimleri aşmak amacıyla 2005 yılında devreye alınan “teknik posta kodu düzenlemesi”, zamanla şirketler için bir açık kapıya dönüştü. Batı Şeria ve Golan Tepeleri’ndeki sanayi bölgeleri ile tarım arazilerinde faaliyet gösteren üreticiler, merkez ofislerini Tel Aviv gibi uluslararası alanda tanınan şehirlere kaydetti. Sahte adres beyanları, yerleşimlerde toplanan ham maddelerin sınır içinde paketlenmesi veya ürünlerin harmanlanması gibi yöntemlerle mallar Avrupa gümrüklerinden doğrudan “İsrail menşeli” sıfatıyla geçirildi.
İngiliz kozmetik devi Superdrug gibi perakendecilerin raflarından çekilmek zorunda kalan lüks bakım markaları ve Avrupa’ya sevk edilen organik hurma sevkiyatları üzerinde yapılan bağımsız araştırmalar, her beş sevkiyattan birinde işgal altındaki topraklardan gelen ürünlerin yer aldığını ortaya koydu.
Devlet destekli tazminat mekanizması yetersiz kalıyor
Ortaya çıkan belgeler, şirketlerin Avrupa gümrüklerinde yakalanma riskine karşı Tel Aviv yönetimi tarafından doğrudan sübvanse edildiğini gösteriyor. İsrail Tarım Bakanlığı ve İhracat Enstitüsü, 2005 yılından bu yana yerleşimci üreticilerin Avrupa’da ödemek zorunda kaldığı gümrük vergilerini ve cezalarını karşılamak üzere yüz milyonlarca şekellik özel fonlar kullandı.
Bunun yanı sıra yerleşim yerlerindeki tesislere “ulusal öncelikli bölge” statüsü tanınarak yüzde 24’e varan varlık hibeleri, sıfır vergi avantajı ve düşük maliyetli altyapı olanakları sağlandı. Ancak Avrupa ülkelerinin para cezasından “tam ithalat yasağı” ve “hapis cezası öngören adli yaptırımlar” aşamasına geçmesi, bu mali kalkanı işlevsiz kılmaya başladı.
Tüketici uyarısından hapis cezasına uzanan yaptırımlar
Uluslararası Adalet Divanı’nın (UAD) işgal altındaki Filistin topraklarındaki yasa dışı varlığı derinleştirecek ekonomik ilişkileri men eden danışma görüşünün ardından, kıta genelinde dengeler değişti:
- İrlanda ve İngiltere: İrlanda fiziksel yerleşim mallarının ithalatını tamamen yasaklarken, İngiltere hükümeti yerleşimlerin finansmanını ve emlak tanıtımını engelleyen ağır yaptırım paketlerini devreye aldı.
- Hollanda ve Norveç: Hollanda, yerleşim mallarının ticaretini ekonomik suçlar kapsamına alarak 6 yıla kadar hapis ve şirket kapatma cezaları getirdi. Norveç benzer hapis yaptırımlarını içeren yasa tasarısını parlamentoya sundu.
- İspanya ve Belçika: Gümrüklerde doğrudan menşe ve posta kodu denetimi zorunluluğu getirilerek tedarik zincirleri sıkı takibe alındı.
Tedarik zincirindeki riskin doğrudan Avrupalı ithalatçılara ve yerel market zincirlerine yüklenmesi, perakendecilerin bu ürünleri tamamen listelerinden çıkarmasına yol açıyor.
Avrupa Birliği içinde bölünme ve yeni pazar arayışları
Uygulanan yasaklar ve iptal edilen dağıtım sözleşmeleri karşısında İsrail Ekonomi Bakanlığı ihracatçılara acil destek paketleri açıklarken; Hindistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Latin Amerika gibi alternatif pazarlara yönelmeye çalışıyor.
Buna karşın, Avrupa Birliği düzeyinde blok olarak ortak bir ambargo kararı alınmasının önünde diplomatik görüş ayrılıkları bulunuyor. Almanya, Macaristan ve Çekya gibi ülkelerin Birlik genelinde yaptırım uygulanmasına yönelik çekinceleri kararların tek sesle çıkmasını engellese de, bireysel olarak ulusal yasalarını devreye sokan ülkelerin sayısı hızla artıyor. Bu durum, yerleşim ekonomisinin en büyük ticari dayanağı olan Avrupa pazarını adım adım kapatıyor.



















