İşgal altındaki Batı Şeria’da Filistinlilere ait tarım arazileri, köyler ve yerleşim alanları, her geçen gün genişleyen yasa dışı Yahudi yerleşim birimleri ve kaçak buralarla kuşatılmaya devam ediyor. Bölgede yaşanan sistematik baskı ve toprak gaspı stratejisinin en somut örneklerinden biri olan “Homesh” yerleşim birimi, İsrail’in bölgedeki ilhak ve insansızlaştırma politikalarının adeta küçük bir modeli niteliğini taşıyor.
Cenin ile Nablus kentleri arasında yer alan ve 2005 yılındaki “Yeniden Yerleşim/Çekilme Planı” kapsamında boşaltılan Homesh, yasal düzenlemeler ve devlet destekli radikal yerleşimci grupların hamleleriyle yeniden canlandırıldı.
Homesh örneği ve aşamalı ilhak stratejisi
İlk olarak 1978 yılında Filistinlilerin özel mülkü olan arazilere el konularak kurulan Homesh yerleşim yeri, 2005’te resmi olarak tahliye edilmesine rağmen radikal grupların uğrak noktası olmaktan çıkmadı. 2023 yılında İsrail Parlamentosu (Knesset) tarafından Çekilme Yasası’nda yapılan değişiklikler ve yargı kararlarıyla bölgedeki dini okul ve yerleşim faaliyetlerine yasal zemin hazırlandı.
Mayıs 2024’te yasanın tamamen yürürlükten kaldırılması ve Aralık 2025’te İsrail ordusu Merkez Bölge Komutanlığı’nın “Büyük Homesh” imar planını onaylamasıyla yerleşim alanının boyutu iki katına çıkarılarak 366 dönüme ulaştı. Bu karar; Burka, Ceba, El-Fendekumiye ve Silet el-Zahr gibi çevredeki Filistin beldelerini birbirisinden kopararak izole edilmiş ceplere dönüştürdü.
Tarlalardan uzaklaştırma ve “sessiz sürgün” politikası
İsrail ordusu ve radikal yerleşimciler, Filistinli çiftçilerin topraklarına erişimini engellemek amacıyla “tarımsal faaliyetleri durdurma” ve alanları “askeri bölge” ilan etme yöntemlerini yaygın şekilde kullanıyor. El-Halil’in güneyindeki Yatta bölgesinde ve Nablus çevresinde Filistinli köylülerin tapulu arazilerini ekmesi silah zoruyla engellenirken, işlenmeyen topraklar zamanla “devlet arazisi” statüsüne geçirilerek yerleşimcilerin kullanımına açılıyor.
Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, yerleşimci saldırıları ve askeri operasyonlar neticesinde yalnızca 2025 yılı içerisinde 37 binden fazla Filistinli yaşadığı bölgeleri terk etmek zorunda kaldı.
Sivil baskıdan askeri operasyonlara: Demir Duvar hamlesi
Ocak 2025’te Cenin, Tulkarm ve Nur Şems gibi kuzey bölgelerdeki mülteci kamplarına yönelik başlatılan “Demir Duvar” isimli askeri operasyonlar; altyapının imhası, konutların yıkılması ve kitlesel zorunlu göçlerle sonuçlandı. İnsani yardım kuruluşlarının ve BM ekiplerinin faaliyetlerinin sınırlandırıldığı bu süreçte, kampların fiziksel ve sembolik yapısının ortadan kaldırılması hedefleniyor.
Aşırı sağcı koalisyon hükümetinin Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve Başbakan Binyamin Netanyahu önderliğinde yürütülen politikalar, Batı Şeria’da resmi bir “ilhak” ilanı yapılmaksızın fiili bir denetim kurulmasını sağladı. 8 Şubat 2026 tarihinde Güvenlik Kabinesi tarafından alınan kararlarla Yahudilerin Batı Şeria’da gayrimenkul satın alımları kolaylaştırılırken, izlenen bu yöntemlerle Filistin halkı üzerindeki ekonomik, güvenlik ve insani baskı dayanılmaz boyutlara taşınıyor.



