Boğazlar diplomasisi: Türkiye Montrö ile dengeyi nasıl kurdu?

Karadeniz'deki savaşa rağmen Türk Boğazları, Montrö Sözleşmesi ve dengeli diplomasiyle bölgesel krizlerin kilit kapısı olmaya devam ediyor.

featured

Karadeniz’de Rusya ile Ukrayna arasındaki çatışmaların ticaret yollarını ve tahıl koridorlarını giderek daha fazla tehdit ettiği bir dönemde, İstanbul ve Çanakkale boğazları küresel jeopolitiğin en hassas güvenlik hattı olma özelliğini koruyor. Dron saldırılarına karşı gövdelerine koruyucu kafesler ve su tankları eklenmiş ticari gemilerin peş peşe geçtiği İstanbul Boğazı, savaşın tüm risklerinin Türkiye’nin egemenlik ve denetim alanında çizilen net kurallarla sınırlandığı stratejik bir eşiği temsil ediyor.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın, çatışmaların seyrüsefer güvenliğini tehlikeye atması üzerine krizden etkilenen ülkelerin Ankara’nın arabuluculuğunu talep ettiğini belirtmesi, Boğazlar rejiminin Türkiye’ye kazandırdığı diplomatik nüfuzu bir kez daha ortaya koydu. Türkiye’nin sunduğu müzakere zemini ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin sağladığı hukuki yetkiler, Karadeniz’deki dengeleri yönetmede Ankara’yı vazgeçilmez bir merkez kılıyor.

Sevr’den Montrö’ye: Egemenliğin adım adım yeniden tesisi

  • yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun zayıflamasıyla birlikte “Şark Meselesi”nin merkezine yerleşen Türk Boğazları, uzun yıllar boyunca büyük güçlerin rekabet sahası oldu. 1833 Hünkâr İskelesi ve 1841 Londra Boğazlar Sözleşmesi ile başlayan süreç, Osmanlı’nın tek taraflı tasarruf hakkını sınırlamıştı. Birinci Dünya Savaşı’nda Çanakkale cephesindeki tarihi direnişe rağmen, 1920 Sevr Antlaşması Boğazlar üzerinde uluslararası bir komisyon vesayeti öngördü.

Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasının ardından imzalanan 1923 Lozan Boğazlar Sözleşmesi Türkiye’nin egemenliğini tanısa da Boğazlar çevresini silahsızlandırdı ve yetkiyi uluslararası bir komisyona bıraktı. Ancak 1930’lu yıllarda Avrupa’da yükselen faşizm ve revizyonist tehditler karşısında Türkiye başarılı bir diplomasi yürüttü.

20 Temmuz 1936’da imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi, Türkiye’ye bölgeyi derhal silahlandırma hakkı tanıdı; Boğazlar Komisyonu lağvedilerek tüm denetim ve geçiş yetkileri doğrudan Ankara’ya devredildi.

Montrö’nün hassas dengesi: Sahildar ve yabancı güçler ayrımı

Montrö rejimi, ticari gemilere serbest geçiş hakkı tanırken savaş gemilerine katı kurallar getirdi:

  • Kıyıdaş olmayan ülkeler: ABD ve Batılı müttefikler dahil olmak üzere Karadeniz’e kıyısı bulunmayan ülkelerin savaş gemileri denizde en fazla 21 gün kalabiliyor ve toplam tonajları kesin sınırlara tabi tutuluyor.
  • Geçiş kotaları: Boğazlardan aynı anda geçebilecek yabancı savaş gemisi sayısı 9 ile sınırlandırılırken toplam tonajın 15 bin tonu aşmaması kuralı uygulanıyor.
  • Türkiye’nin takdiri: Savaş zamanında veya Türkiye’nin kendisini yakın bir savaş tehdidi altında hissettiği durumlarda (19, 20 ve 21. maddeler), savaşan tarafların donanmalarına Boğazları kapatma yetkisi tamamen Ankara’ya bırakılıyor.

Bu yapı, Türkiye’nin 1952 yılında NATO’ya katılmasına rağmen Karadeniz’in İttifak donanmaları ile Sovyet (ve ardından Rus) donanması arasında kontrolsüz bir çatışma sahasına dönüşmesini engelledi.

2022’den bugüne: Savaşın seyrini sınırlayan kararlılık

24 Şubat 2022’de Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırısının başlamasının ardından Türkiye, çatışmayı resmen “savaş” olarak niteledi ve Montrö’nün 19. maddesini işleterek savaşan tarafların donanmalarına Boğazları kapattı. Rusya’nın Akdeniz’deki savaş gemilerini Karadeniz’deki üslerine döndürme taleplerini geri çekmesini sağlayan bu tutum, Karadeniz havzasındaki deniz savaşının büyümesini önledi.

Bu kuralcı tutum istisnasız uygulandı; nitekim Ocak 2024’te İngiltere’nin Ukrayna’ya devrettiği mayın avlama gemilerinin dahi savaşı tırmandırmama gerekçesiyle Boğazlardan geçişine izin verilmedi.

Tahıl Koridoru ve arabuluculuğun sınırları

Türkiye’nin Montrö’yü tarafsızlıkla uygulaması, aynı zamanda hem Moskova hem de Kiev ile diplomatik kanallarını açık tutmasını sağladı. Temmuz 2022’de Birleşmiş Milletler ile birlikte hayata geçirilen Karadeniz Tahıl Girişimi, Razoni gemisinin İstanbul’a gelişiyle başlayan süreçte 32,8 milyon tondan fazla tahılın dünya pazarlarına ulaşmasını sağladı.

Temmuz 2023’te Rusya’nın anlaşmadan çekilmesi ve Ukrayna’nın kendi tek taraflı koridorunu kurması, Boğazlar diplomasisinin gücünü gösterdiği kadar sınırlarını da ortaya koydu. Türkiye kapıyı tutan ve kuralları koyan güç olsa da Karadeniz’in açık sularındaki askeri operasyonlar ve tarafların stratejik tercihleri Ankara’nın doğrudan denetiminin ötesinde kalmayı sürdürüyor. Buna rağmen Türk Boğazları, iki yüzyılı aşkın süredir olduğu gibi bugün de bölgesel dengeleri tayin eden en kritik jeopolitik enstrüman olarak öne çıkıyor.

Boğazlar diplomasisi: Türkiye Montrö ile dengeyi nasıl kurdu?
0
Haber Bülteni
Bültenimize Katılın

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

Spam göndermiyoruz. İstediğiniz zaman abonelikten çıkabilirsiniz.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

KAI ile Sohbet Et

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.