İsrail güvenlik kurumları, Washington ile Tahran arasındaki diplomatik görüşmelerin başarıya ulaşma ihtimalini “neredeyse imkansız” olarak değerlendiriyor. Bölgedeki askeri hareketliliğin artması ve karşılıklı saldırıların sürmesiyle birlikte Tel Aviv yönetimi, savunma stratejilerini olası bir topyekün savaşa göre yeniden şekillendiriyor.
Diplomatik yol tıkandı: “Anlaşma ihtimali bitti”
İsrail’in üst düzey güvenlik yetkilileri, İran ile yürütülen müzakere sürecinin artık işlevsiz kaldığını belirtiyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın geçtiğimiz haziran ayında imzalanan mutabakat zaptının sona erdiğini açıklaması ve ardından yaşanan askeri gerilimler, diplomatik kanalların kapandığı yönündeki görüşleri güçlendirdi.
Yetkililer, İran’ın askeri baskılar karşısında geri adım atmayacağı ve karşılık vermeye devam edeceği görüşünde birleşirken, İsrail ordusu kendi harekat planlarını devreye sokmaya hazırlanıyor.
İsrail’in “hedef bankası” güncellendi
İsrail medyasına yansıyan bilgilere göre, ordu kurmayları İran topraklarındaki stratejik hedefleri içeren bir “hedef bankası” oluşturdu. Daha önceki operasyonlarda kapsam dışı tutulan tesislerin bile artık güncellenen listede yer aldığı belirtiliyor.
Öncelikli hedef alanları:
-
Enerji Altyapısı: Petrol ve doğalgaz tesisleri.
-
Kritik Tesisler: Elektrik santralleri ve büyük endüstriyel merkezler.
-
Lojistik Ağlar: Ulaşım ve lojistik hatları.
Güvenlik kaynakları, operasyonel hazırlıkların tamamlandığını ve siyasi kararın çıkması durumunda çok daha geniş kapsamlı ve etkili saldırıların gerçekleştirilebileceğini ifade ediyor.
ABD ile tam koordinasyon
İsrail, olası bir askeri harekatı Washington ile tam koordinasyon içinde yürüteceğini vurguluyor. Özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki ticari gemilere yönelik saldırıların ardından ABD Merkez Komutanlığı’nın (CENTCOM) İran’a yönelik düzenlediği hava harekatları, Tel Aviv için stratejik bir zemin oluşturuyor. İsrail, ABD’nin bölgedeki askeri varlığıyla eş zamanlı hareket ederek caydırıcılığını artırmayı hedefliyor.
Bölgesel savaş korkusu artıyor
Uzmanlar, diplomatik sürecin tamamen çökmesinin, sınırlı hava saldırılarının ötesinde geniş çaplı bir bölgesel çatışmayı tetikleyebileceği konusunda uyarıyor. İsrail’in stratejik hedefi, İran’ın doğrudan saldırılarına karşı hazırlıklı olmak ve caydırıcı gücünü korumak üzerine kurulu. Önümüzdeki haftaların, bölgedeki krizin siyasi kanala mı yoksa askeri bir tırmanışa mı evrileceğini belirlemesi bekleniyor.



