Aylardır sunulan “Yeni Gazze” ve kapsamlı yeniden imar vaatlerinin ardından, ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze Şeridi’ni yönetmek ve inşa etmek amacıyla kurulan “Barış Konseyi” ilk inşaat sözleşmesini imzaladı. Ancak İngiliz The Guardian gazetesinin özel haberine göre, ihale edilen ilk proje sivil konutlar veya hastaneler değil, Fas askerlerinin konuşlandırılacağı geçici bir askeri karakol oldu.
Sözleşmenin, daha önce ABD hükümetiyle Irak gibi çatışma bölgelerinde çalışmış Louisiana merkezli “Arkel International” şirketine verildiği bildirildi. Konsey yetkilileri birkaç sözleşmenin son aşamada olduğunu doğrularken, ilk somut adımın Uluslararası İstikrar Gücü’ne tesis sağlamak olduğunu aktardı.
İsrail kontrolündeki bölgede tahliye rotalı üs
Planlanan askeri tesis, Gazze’nin sivil imarından ziyade güvenlik odaklı bir yapının kurulduğunu gösteriyor. Hazırlanan projenin ayrıntıları şu şekildedir:
-
Sınırlı Alan ve Konuşlanma: Yaklaşık 100’e 120 metre boyutlarındaki üs, ilk etapta 150 kişilik küçük bir Fas birliğini ağırlayacak. Askerlerin rotasyonu İsrail içindeki bir üs üzerinden sağlanacak.
-
Stratejik Konum: Karakol, İsrail ordusunun doğrudan denetiminde tuttuğu bölgede, İsrail sınırına yaklaşık 1,6 kilometre mesafede inşa edilecek.
-
Acil Tahliye Güzergahı: Olası bir saldırı ya da çatışma durumuna karşı askeri birliklerin hızla tahliye edilmesini sağlayacak özel bir güvenlik koridoru yer alacak.
-
Genişleme Planı: İlk aşamada çadırlar, sahra yatakları ve geçici altyapıdan oluşacak üssün, ilerleyen süreçte 5 bin kişilik uluslararası gücü barındıracak devasa bir askeri komplekse dönüştürülmesi hedefleniyor.
“Yeni Gazze” vizyonundan askeri koridora
Barış Konseyi’nin ilk toplantılarında Jared Kushner tarafından sunulan projelerde, Gazze kıyılarında gökdelenler ve lüks yatırım alanlarının yer aldığı modern bir şehir inşa edileceği öne sürülmüştü. Ancak sahadaki gerçekler bu tablodan oldukça uzak.
Bölgedeki binaların en az %80’inin yıkıldığı ya da ağır hasar gördüğü Gazze’de yaklaşık iki milyon Filistinli hâlen çadır kentlerde insani olmayan koşullarda yaşam mücadelesi veriyor. Yıkıntıların kaldırılması ve evlerin inşası beklenirken, verilen ilk ihale çerçevesinde önceliğin askeri üslere ve güvenlik koridorlarına ayrılması uluslararası kamuoyunda tepkiyle karşılanıyor.



