İsrail’in 7 Ekim 2023 sonrasında Gazze Şeridi’ne başlattığı saldırılar, askeri hedeflerin ötesine geçerek açıkça sivil halkın imhasını ve bölgesel genişlemeyi savunan radikal bir dini söylemi besledi. İsrail kamuoyunda belgelenen vaaz ve fetvalar; Filistinli sivillerin dokunulmazlığını tamamen ortadan kaldırmayı, kadın ve çocukların öldürülmesini meşrulaştırmayı, insani yardımların engellenmesini ve Gazze’nin yanı sıra Lübnan ile Suriye topraklarında Yahudi yerleşimleri kurulmasını dini bir “farz” olarak tanımlamayı hedefliyor.
Söz konusu dini kurgu, Dini Siyonizm hareketinin fanatik “Hardal” (milliyetçi-ultra Ortodoks) kanadı, askeri dini okullar (Hesder yeşivaları) ile Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in partileri etrafında şekillenen siyasi ağlar tarafından sahaya sürülüyor.
“Nefes alan tek bir canlı bırakmayın”
Askeri din okulu Yeşivat Shirat Moshe’nin başındaki Haham Eliyahu Mali, Gazze savaşını “farz olan savaş” olarak niteleyerek sivil katliamını en açık biçimde savunan isimlerin başında geldi. Mali, Tevrat’taki “Nefes alan hiçbir canlıyı sağ bırakma” öğretisine atıfta bulunarak, bunun yaşlıları ve çocukları da kapsadığını savundu. Önceki savaşların çocuklarının bir sonraki savaşın savaşçıları olduğunu öne süren Mali’nin bu açıklamaları, mezunları doğrudan ordu saflarına katılan askeri okullarda yankı buldu.
Hahamlar Dov Lior, Shmuel Eliyahu ve Eliyahu Rahamim Zini gibi onlarca dini otorite de hükümete mektup yazarak “düşmanın sivil nüfusuna dair kaygıların askeri operasyonları sınırlamaması” çağrısında bulundu. İsrail Kanal 12 televizyonunun yayımladığı araştırmada ise Haham Moshe Rat ve Şas partisinin ruhani lideri Ovadia Yosef’in torunu Haham Ovadia Yosef gibi isimlerin Gazzelileri Tevrat’ta tamamen yok edilmesi emredilen “Amalek” topluluğuyla özdeşleştirdiği ve bebeklerin dahi öldürülmesini teşvik ettiği belgelendi.
Gazze’den sonra sıra Lübnan ve Suriye’ye geldi
Aşırı sağcı hahamların fetvaları sadece sivil katliamıyla sınırlı kalmayıp İsrail’in sınır ötesinde yeni işgal alanları açması gerektiği teorisine bağlandı:
- Suriye’de Yerleşim Girişimi: Batı Şeria’daki Kiryat Arba’nın eski hahamı Dov Lior, Suriye topraklarında yasa dışı yerleşim kurmayı hedefleyen “Uri Başan” (Başanın Öncüleri) grubunu kabul ederek Suriye topraklarına girip yerleşmenin “İsrail Diyarı’na yerleşme farzı” olduğunu ilan etti.
- Güney Lübnan’ı İşgal Çağrısı: Yitzhar yerleşimindeki “Od Yosef Chai” Yeşivası Başkanı Haham Yitzchak Ginsburgh, kuzey cephesindeki çatışmaları dini savaş ilan ederek Güney Lübnan topraklarının işgal edilmesini ve buralara Yahudi yerleşimcilerin yerleştirilmesini dini bir gereklilik olarak savundu.
- Toprak Gaspı Planları: Miras Bakanı Amihai Eliyahu, Gazze’ye nükleer bomba atılmasının “seçeneklerden biri” olduğunu söyledikten sonra, 2005’te boşaltılan Gush Katif yerleşimlerinin yeniden kurulması ve Gazze’den toprak bedeli alınması gerektiğini savundu.
İsrail Demokrasi Enstitüsü tarafından yapılan araştırmalar toplum genelinin çoğunluğunun bu radikal genişlemeye temkinli yaklaştığını gösterse de dindar-milliyetçi Yahudilerin yüzde 68’inin Gazze’de yeniden yerleşim kurulmasını, yüzde 72’sinin ise askeri yönetim ilan edilmesini desteklediğini ortaya koyuyor.
Dini metinlerin militarist emeller doğrultusunda araçsallaştırılması; sivilleri hedef tahtasına oturtan, uluslararası hukuku hiçe sayan ve bölgeyi kalıcı bir işgal döngüsüne sürükleyen teokratik bir savaş vizyonunu derinleştiriyor.

















