Irak hükümetinin resmi dolar kurunu 1320 dinardan 1520 dinara yükseltme kararı alması, ülke genelinde piyasaları sarstı. Devalüasyon adımının yürürlüğe girmesiyle birlikte resmi kur ile serbest piyasa arasındaki makas hızla açıldı. Bağdat’taki döviz bürolarında 100 doların fiyatı ilk işlem saatlerinde 168 bin dinarın üzerine tırmandı.
Söz konusu devalüasyon hamlesi, yetkililerin geçtiğimiz haziran ayında kur artışı ve para basma iddialarını kesin bir dille yalanlamasından yalnızca dört ay sonra geldi. Irak Bakanlar Kurulu, Merkez Bankası’nın tavsiyesi ve 2004 tarihli Merkez Bankası Kanunu doğrultusunda 6 Ekim itibarıyla resmi kuru güncellediğini duyurdu. Merkez Bankası, kararın mevcut ekonomik ve mali şartlar gereği alındığını, rezervlerin dış ticaret ve nakit talebini karşılamada yeterli olduğunu vurguladı.
Çarşıda endişeli bekleyiş: Faturayı halk ödeyecek
Bağdat’ın finans kalbi sayılan Harthiya bölgesindeki döviz bürolarında hareketlilik durma noktasına geldi. Kararın ardından piyasayı değerlendiren vatandaşlar, kur artışının doğrudan temel gıda maddelerine ve günlük tüketim ürünlerine zam olarak yansıyacağını belirtiyor.
Irak ekonomisinin tükettiği ürünlerin büyük kısmını ithal ettiğine dikkat çeken tüketiciler, yerli üretimin yetersizliği nedeniyle dolar karşısında eriyen dinarın dar gelirli aileleri doğrudan açlık sınırına iteceğini ifade ediyor. Piyasadaki fiyat belirsizliği, ilaç tedarikinden lojistiğe kadar pek çok sektörde ticari akışın yavaşlamasına yol açtı.
Hükümet: Hürmüz riski ve bütçe baskısına önlem
Ekonomik tepkileri değerlendiren Irak Başbakanı Mali Danışmanı Mazhar Muhammed Salih, atılan adımın bir kriz göstergesi değil, ihtiyati bir tedbir olduğunu savundu. Ülke bütçesinin neredeyse tamamen petrol gelirlerine dayandığını hatırlatan Salih, Orta Doğu’daki askeri gerilimlerin petrol ihracatını ve Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğini tehdit ettiğini kaydetti.
Salih, alınan önlemlerin gerekçesini şu sözlerle aktardı:
“Irak dinarının istikrarı, döviz rezervlerinin gücü ve dış ticaretin kesintisiz finansmanıyla doğrudan bağlantılıdır. Bölgesel çatışmaların Hürmüz Boğazı üzerinden petrol sevkiyatını aksatma riski bulunuyor. Bu durumun döviz akışına ve genel bütçeye olası olumsuz etkilerini göğüslemek adına proaktif bir mali güvenlik marjı oluşturmak zorundaydık. Amacımız topluma maliyet yüklemek değil, sıra dışı kriz şartlarında ekonomik istikrarı korumaktır.”
Yerli üretimin zayıflığı maliyeti katlıyor
Bankacılık ve finans uzmanları, devalüasyonun kağıt üzerinde kamu maliyesine avantaj sağladığını belirtiyor. Petrol satışından elde edilen dolarların dinara çevrilmesiyle merkezi bütçe gelirleri nominal olarak artsa da Irak’ın yapısal sorunları devreye giriyor.
Sanayi ve tarım altyapısı gelişmiş ülkelerde yerel para biriminin değer kaybetmesi yerli üretimi ve tüketimi teşvik ederken, neredeyse her tüketim malını ithal eden Irak’ta bu durum doğrudan enflasyon dalgasına dönüşüyor. Maaşların ve sabit gelirlerin alım gücünün düşmesi, kamu çalışanlarından özel sektör emekçilerine kadar geniş kitlelerin geçim yükünü daha da ağırlaştırıyor.

















