Tahran yönetimi; doğu, güneydoğu ve kuzeybatı sınır hatlarında eş zamanlı olarak hız kazanan güvenlik krizleriyle karşı karşıya bulunuyor. ABD ve İsrail ile süregelen askeri gerilimin gölgesinde İran makamları, sınır bölgelerindeki hareketliliğin ülke içini hedef alan sabotaj ve saldırılarda kullanılabileceği endişesini taşıyor.
Güneydoğudaki Sistan ve Belucistan eyaletine bağlı Zahidan kentinde bir polis merkezinin yakınında meydana gelen patlama ve Devrim Muhafızları Ordusunun bölgedeki hücre evlerine yönelik operasyonları gerilimi artırdı. Eş zamanlı olarak kuzeybatı sınırında da tansiyon yükselirken İran ordusu, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) sınır hattında konuşlu silahlı Kürt gruplara ait hedeflere yönelik askeri operasyonlar düzenlediğini duyurdu.
Sınır hattında güvenlik zafiyeti ve dış destek iddiası
Bölgesel gelişmeler üzerine değerlendirmelerde bulunan uzmanlar, sınır hatlarının coğrafi ve siyasi koşullar nedeniyle güvenlik açısından kırılgan alanlar oluşturduğuna işaret ediyor. Bölge uzmanı Hüseyin Ruyveran, sınırın karşı tarafında hareket serbestisi bulan PJAK ve Komala gibi silahlı örgütlerin faaliyet gösterdiğini belirterek bu yapıların halk desteğinden ziyade ABD ve İsrail’den lojistik destek aldığını ileri sürdü.
Ruyveran, IKBY üzerinden İran topraklarına yönelik olası bir askeri hareketliliğin Tahran’ın bölgedeki altyapıyı hedef alan misillemelerine yol açabileceğini ifade etti. Meselenin yalnızca Tahran ve Bağdat yönetimleriyle sınırlı kalmayacağını kaydeden uzman, Türkiye’nin de sınır hattındaki dengelerin bozulması durumunda müdahil olma potansiyeline sahip olduğunu ve bölgesel denklemin son derece karmaşık bir yapı barındırdığını vurguladı.
İç bölünme ve etnik fay hatlarını tetikleme çabası
Tahran Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Öğretim Üyesi Şaho Sabbar ise sınırlardaki hareketliliğin, merkezi otoriteyi zayıflatmaya yönelik koordineli bir dış baskı stratejisi olduğunu savundu. Sabbar, sınır ötesindeki etnik grupların harekete geçirilmesiyle ülke içinde kutuplaşma oluşturulmasının hedeflendiğini aktardı.
Buna karşın, İran kamuoyundaki siyasi talepler ile sınır hattında eylem arayışında olan silahlı yapılar arasında net bir ayrım yapılması gerektiğini hatırlatan Sabbar, halkın sınır ötesi bu unsurlarla organik bir bağı bulunmadığını belirtti.
Tahran yönetiminin kritik üçlü denklemi
Sınır hatlarındaki askeri hareketliliğe paralel olarak Tahran-Washington hattındaki diplomasi trafiği de sürüyor. İran Hükümet Sözcüsü Fatma Muhacerani, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin Katar aracılığıyla ABD’nin yanıtını teslim aldığını açıkladı. Arakçi ise müzakerelerde Hürmüz Boğazı’nın güvenliği ve nükleer dosyadaki değişmeyen ilkelerin öne çıktığını duyurdu.
Tahran’ın mevcut savunma stratejisi; Washington ile yürütülen dolaylı müzakereler, Hürmüz Boğazı’ndaki askeri tahkimat ve doğu ile kuzeybatı sınırlarında artan operasyonel tehditler olmak üzere üç ana başlıkta şekilleniyor.







