İran meclisinde genel kurul oturumlarının yeniden başlamasıyla birlikte, Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer rejimini köklü şekilde değiştirmeyi hedefleyen kanun tasarısı yeniden parlamento gündemine taşındı. Tahran yönetimi bir yandan Umman Sultanlığı ile stratejik su yolunun geleceğine ilişkin müzakereleri sürdürürken, diğer yandan Boğaz üzerindeki denetimini hukuki bir çerçeveye oturtmayı hedefliyor.
Söz konusu yasa tasarısı, bölgede askeri gerilimin yükseldiği ve Hürmüz Boğazı güvenlik tartışmalarının odağı haline geldiği ilk dönemde İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu tarafından hazırlanmıştı. Askıya alınan düzenlemenin meclisin açılmasıyla tekrar raftan indirilmesi, bölgedeki jeopolitik dengeler açısından dikkat çekici bir hamle olarak değerlendiriliyor.
Geçiş ücreti ve “düşman gemilere” yasaklama planı
Meclisteki muhafazakâr milletvekillerinin öncülük ettiği tasarı, Hürmüz Boğazı’nın seyrüsefer yönetiminin Umman ve bölge ülkeleriyle koordinasyon halinde tamamen İran’ın denetimine devredilmesini öngörüyor. Tasarıda öne çıkan diğer kritik maddeler ise şu şekilde sıralanıyor:
-
Hizmet Bedeli ve Harçlar: Boğaz’ı transit kullanan ticari gemilerden sunulan güvenlik ve navigasyon hizmetleri karşılığında geçiş ücreti alınması.
-
Askeri Engellemeler: ABD ve İsrail’e ait askeri deniz unsurları ile Tahran yönetimi tarafından “düşman” kategorisinde sınıflandırılan ülkelere ait gemilerin geçişinin tamamen yasaklanması.
Henüz oylama aşamasına gelmeyen tasarı üzerindeki tartışmalar sürerken, Umman heyetinin tarafları uzlaştıracak ortak bir formül arayışı amacıyla Tahran’daki temas süresini uzattığı bildirildi.
“Güney koridoru” krizinde ortak hat önerisi
İran tarafı, ABD’nin Maskat yönetimi ve Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) ile koordineli şekilde Boğaz’ın güneyinde, Umman kıyılarına yakın bölgede açtığı koridora mutabakat zaptını ihlal ettiği gerekçesiyle sert tepki göstermişti. Bu anlaşmazlığı aşmak adına, Boğaz’ın orta kesiminde ABD’nin doğrudan varlığına izin vermeyen, İran ve Umman’ın ortaklaşa denetleyeceği uluslararası bir deniz koridoru kurulması seçeneği masada tartışılıyor.
Analistler, Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer yönetimi konusunda sağlanacak olası bir uzlaşmanın, İran ile ABD arasındaki tıkalı diplomatik kanalların ve askıda bekleyen müzakere süreçlerinin yeniden önünü açabileceğini ifade ediyor. Washington yönetimi ticaret ve seyrüsefer serbestisinin garanti edilmesini isterken; Tahran, uluslararası hukuka uygun şekilde bölge ülkeleriyle iş birliğine açık olduğunu fakat ABD’nin bölgedeki askeri varlığına izin vermeyeceğini vurguluyor.



