İsrail ordusunun, ABD ordusu ile yürütülen yakın istihbarat ve operasyonel iş birliğine rağmen, Washington’ın doğrudan katılımı olmaksızın İran’a yönelik yeni bir askeri harekat gerçekleştirmeye hazırlandığı bildirildi. İsrail’in önde gelen gazetelerinden Israel Hayom’da yer alan askeri analize göre; karşılıklı subay temasları sürse de Tel Aviv yönetimi gerekli gördüğü anda İran hedeflerini tek başına vurabilecek bağımsız harekat planlarını hazır tutuyor.
İsrail’in hazırlıklarının odağında, Tahran’ın nükleer programı ve uygulanan ağır ekonomik izolasyonu kırmak amacıyla atabileceği adımlara karşı önleyici saldırı seçenekleri bulunuyor.
ABD ara seçimleri ve petrol fiyatı freni
Olası bir askeri saldırının takvimi, büyük ölçüde ABD’deki siyasi ve ekonomik dengelere takılıyor. Kasım ayında yapılacak ABD Kongre ara seçimleri öncesinde, Beyaz Saray yönetiminin küresel petrol fiyatlarında yeni bir sıçramayı göze alamayacağı değerlendiriliyor.
ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin enerji piyasalarını sarsacak askeri adımlar yerine İran cephesini yaptırımlar ve ekonomik baskıyla kontrol altında tutmaya odaklandığı belirtiliyor. İsrailli askeri analistler, seçim öncesinde Washington veya Tel Aviv kaynaklı yeni bir saldırı ihtimalini düşük görse de Tahran’ın ABD’nin siyasi takvimini umursamadan atabileceği adımların zamanlamayı her an değiştirebileceğini vurguluyor.
Diğer cephelerin yarattığı riskler
İran’a yönelik olası bir müdahalenin ertelenmesinde diğer çatışma alanlarındaki belirsizlikler de rol oynuyor:
- Lübnan sınırı: İsrail ordusu, Hizbullah’ın Sarı Hat güneyindeki altyapısının yüzde 80 ila 90’ının imha edildiğini öne sürse de sınır hattında uzun vadeli bir askeri varlık inşa etmeye çalışıyor.
- Batı Şeria: Bölgede tırmanan yerleşimci şiddetinin ve gerilimin ordu birliklerini yıprattığı, güvenlik güçlerinin enerjisini dağıttığı ifade ediliyor.
- Gazze: İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nde çatışmaların ilerleyen süreçte yeniden geniş çaplı alevlenmesi ihtimalini değerlendirdiği belirtiliyor.
İsrailli yetkililer ekonomik baskının Tahran yönetimini zayıflatmasını beklerken, ordunun askeri hazırlıklarını tamamladığı ancak bölgesel cephe dengeleri ve Washington’daki seçim atmosferi sebebiyle düğmeye basmak için stratejik bir fırsat penceresi kolladığı kaydediliyor.




















