İsrailli yönetmenler Yuval Abraham ve Rachel Szor imzalı “NAZA” adlı belgesel, 83. Venedik Film Festivali’ndeki gösterimi ve ardından İsrail hükümetinin başlattığı cadı avıyla dünya gündemine oturdu. İsrail ordusunda ve istihbaratında görev almış 24 asker ve subayın yüzleri gizlenerek verdikleri itiraflardan oluşan yapım, Gazze’deki sistematik katliam mekanizmasını faillerin ağzından belgeliyor.
İbranicede “tali hasar” (operasyon sırasında öldürülmesi göze alınan sivil sayısı) anlamına gelen “Nizek Agavi” kelimesinin kısaltmasından adını alan belgesel, yapay zeka destekli hedefe alma sistemlerinin kadın, çocuk ve aileleri nasıl doğrudan hedef kıldığını tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.
25 dakikalık tarihi alkıştan resmi tehditlere
Venedik Film Festivali’ndeki prömiyerinde tam 80 dakika boyunca salonda derin bir sessizlikle izlenen belgesel, gösterimin bitişiyle birlikte festival tarihinin en uzun alkışını aldı. Seyircilerin 25 dakika boyunca ayakta alkışladığı ve Jüri Özel Ödülü’ne layık görülen film, Tel Aviv yönetiminde ise adeta deprem etkisi yarattı.
Eski Başbakan Naftali Bennett yapımı “kan iftirası” olarak nitelendirirken, Kültür Bakanı Miki Zohar yönetmenlerin vatandaşlıktan çıkarılması için İçişleri Bakanlığı’na resmi başvuruda bulundu. Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ise askeri savcılık ve hava kuvvetleri komutanlarıyla acil toplantı yaparak yapımcılar hakkında gizli askeri belgeleri sızdırma suçlamasıyla yasal süreç başlatılması talimatı verdi. Başbakan Binyamin Netanyahu da askerleri hedef alanların vatandaşlıktan çıkarılmasını öngören iki yeni yasa teklifini duyurdu.
Veriler kanıtladı: İsrail’in sansür çabası filmi parlattı
Yayımlanan açık kaynak arama ve dijital trafik verileri, İsrail yönetiminin filmi susturma çabasının küresel çapta ters teptiğini (Streisand etkisi) somut olarak ortaya koydu. Google Arama Trendleri ve Wikipedia’nın 18 farklı dildeki sayfa görüntüleme istatistiklerine göre, filmin gördüğü küresel ilgi Venedik’teki festival gösteriminden ziyade İsrail’den gelen tehdit dalgasıyla tavan yaptı.
14 Eylül’de İsrailli bakanlar ve ordunun ardı ardına yayımladığı tehdit ve soruşturma açıklamalarının ardından, Google Arama Trendi mutlak zirve olan 100 puana ulaştı. Benzer şekilde filmin İngilizce Wikipedia sayfası da 40 bini aşkın tekil ziyaretçiyle rekor kırdı. İsrail kamuoyunda ise Venedik gösterimi sırasında günde yalnızca birkaç yüz olan İbranice sayfa aramaları, resmi tehditlerin ardından 33 binin üzerine çıkarak 20 katlık benzeri görülmemiş bir artış kaydetti.
Filistinlilerin sesi duyulmadı, katiller konuşunca dünya durdu
Yönetmen Yuval Abraham, filmin kazandığı ödülü alırken ve yabancı basına verdiği demeçlerde çok çarpıcı bir çelişkiye dikkat çekti. Gazze’deki soykırımın ilk gününden itibaren Filistinli gazetecilerin aynı gerçekleri belgelediğini ve bu uğurda 200’den fazla basın mensubunun İsrail tarafından hedef alınarak öldürüldüğünü hatırlatan Abraham, dünyanın bu gerçekleri ancak İsrailli failler itiraf ettiğinde duymaya başladığını vurguladı.
İsrail ordusunun Gazze’de gazetecileri sahte gerekçelerle hedefe koymak için özel propaganda birimleri (“Meşruiyet Hücresi”) kurduğunu ve savaş suçu kurbanlarını itibarsızlaştırmak amacıyla özel istihbarat birimleri çalıştırdığını itiraf eden askerlerin ifadeleri, Batı medyasında geniş yankı uyandırdı. İsrail’in tehdit kampanyası sonucu vizyona girmesi sabırsızlıkla beklenen yapım; Hollanda, Fransa ve İspanya’daki sinema salonlarında gösterilmeye başlandı.

















