Katar ve Arap Yarımadası genelinde rekor seviyelere ulaşan sıcak hava dalgaları, yalnızca güneşli ve aşırı sıcak tek bir günün sonucu olarak ortaya çıkmıyor. Scientific Reports dergisinde yayımlanan kapsamlı bir araştırma, aşırı sıcaklıkların arkasında yeryüzü ile atmosferin ortaklaşa işlettiği karmaşık bir “kendi kendini besleyen döngü” bulunduğunu kanıtladı.
Katar’daki Hamad Bin Khalifa Üniversitesi ve Suudi Arabistan’daki Kral Abdullah Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (KAUST) araştırmacıları, 2003 ile 2024 yılları arasındaki 22 yıllık meteorolojik verileri inceledi. Analizlerde, yılın aynı dönemine ait en sıcak yüzde 5’lik dilime denk gelen ve en az 3 ardışık gün süren 32 farklı aşırı sıcak hava dalgası saptandı.
Sıcaklıklar 49 dereceye tırmanıyor, dalga sayısı her yıl artıyor
Veriler, incelenen dönemde sıcak hava dalgası sayısının yılda ortalama 0,1 oranında artış gösterdiğini ve en şiddetli değerlerin 2024 yılında kaydedildiğini ortaya koydu. Normal yaz günlerinde 37 ila 45 santigrat derece bandında seyreden en yüksek sıcaklıklar, sıcak hava dalgası dönemlerinde 46 ila 49 santigrat derece seviyelerine fırlıyor.
- Sıcak hava dalgaları mayıs ile eylül ayları arasında yoğunlaşıyor; temmuz ve eylül dönemlerinde ise tepe noktasına ulaşıyor.
- Yaz aylarındaki en yüksek sıcaklık ortalamaları her yıl düzenli olarak yaklaşık 0,028 santigrat derece yükseliyor.
- Yapılan istatistiksel modellemeler, Katar’daki sıcak hava kilitlenmesinin tek başına yerel bir vaka olmadığını, Arap Yarımadası’nın kuzeyi ve iç kesimlerini kapsayan geniş bir bölgesel ısı kubbesinin parçası olduğunu kanıtlıyor.
Kuru toprak doğal soğutma mekanizmasını devre dışı bırakıyor
Araştırmacılar, aşırı sıcak dönemlerinde yeryüzünün enerji dengesinde tehlikeli bir kırılma yaşandığını tespit etti. Normal şartlarda nemli toprak, güneşten gelen ısının önemli bir bölümünü buharlaşma yoluyla harcayarak adeta doğal bir klima gibi yüzeyi serinletiyor.
Ancak kurak geçen dönemlerde topraktaki nem tamamen tükeniyor. Buharlaşmanın durmasıyla birlikte güneş enerjisi doğrudan havayı ısıtmaya yöneliyor (hissedilen ısı akısı artıyor). Ortaya çıkan kısır döngü; daha kuru toprak, sıfırlanan buharlaşma, aşırı ısınan yeryüzü ve fırına dönen bir atmosfer katmanı olarak termometreleri yukarı taşıyor.
Atmosferdeki ısı kubbesi sıcaklığı yere hapsediyor
Yeryüzündeki aşırı kuraklığın üzerine atmosferin üst ve orta katmanlarında antisionik (yüksek basınçlı) bir hava sirkülasyonu ekleniyor. Normalde yükselerek soğuması ve bulut oluşturması gereken sıcak hava, yukarıdan aşağıya doğru bastıran hava kütlesi tarafından engelleniyor.
Aşağı doğru çöken hava sıkıştıkça daha da ısınıyor ve gökyüzündeki bulut oluşumunu tamamen dağıtıyor. Açık gökyüzü güneş radyasyonunun doğrudan toprağa ulaşmasına yol açarken, orta katmanlardaki sıcaklık terselmesi (enversiyon) adeta dev bir kapak vazifesi görerek aşırı ısıyı yeryüzü ile 850 hektopaskal arasındaki alt tabakaya kilitliyor.
Buna ek olarak Umman Denizi ve Basra Körfezi üzerinden gelen nem transferinin kesilmesi de atmosferi kurutarak bulutlanmayı imkansız hale getiriyor. Hem karadan hem de gökyüzünden kapanan bu çift taraflı mekanizma, sıcak hava dalgalarının günlerce dağılmadan sabit kalmasına neden oluyor. Uzmanlar, elde edilen bulguların iklim değişikliğine bağlı olarak artan sıcak dalgalarının önceden tahmin edilmesi ve bölgesel önlemlerin planlanması açısından hayati önem taşıdığını belirtiyor.

















