Orta Doğu’da tırmanan bölgesel gerilimi kontrol altına almak amacıyla arabuluculuk çabalarını sürdüren Katar, diplomatik temaslarını yoğunlaştırdı. Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim Al Sani, bölgedeki tansiyonu düşürmek ve istikrarı güçlendirmek amacıyla Suudi Arabistan, Kuveyt, Umman ve Avusturya dışişleri bakanlarıyla bir dizi telefon görüşmesi gerçekleştirdi.
Görüşmelerde, son dönemde tırmanışa geçen güvenlik riskleri masaya yatırılırken, krizin daha geniş bir çatışmaya dönüşmesini engellemek için yürütülecek ortak diplomatik koordinasyon ele alındı.
Körfez başkentleriyle kritik koordinasyon
Katar Başbakanı Al Sani, Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi ile gerçekleştirdiği temasta iki ülke arasındaki iş birliğinin yanı sıra bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamaya yönelik diplomatik girişimleri değerlendirdi.
Benzer şekilde Kuveyt Dışişleri Bakanı Şeyh Cerrah Cabir el-Ahmed es-Sabah ve Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan Al Suud ile ayrı ayrı temas kuran Al Sani, ikili ilişkilerin güçlendirilmesi ve bölgesel gerilimin düşürülmesi için atılacak ortak adımları müzakere etti. Körfez hattındaki eşgüdümün, olası güvenlik kırılmalarını engellemede hayati önem taşıdığı vurgulandı.
Avrupa hattında Avusturya ile temas
Katar’ın diplomasi hamlesi yalnızca Körfez bölgesiyle sınırlı kalmadı. Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, Avusturya Federal Avrupa ve Uluslararası İşler Bakanı Beate Meinl-Reisinger ile de bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. İkili ilişkilerin gözden geçirildiği görüşmede, bölgesel krizin uluslararası güvenliğe etkileri ve tansiyonu düşürmek için atılabilecek küresel adımlar ele alındı.
Deniz seyrüsefer güvenliği ve kalıcı barış vurgusu
Katar Dışişleri Bakanlığı tarafından temaslara ilişkin yapılan resmi açıklamada, Doha yönetiminin bölgesel krizlerin çözümünde diplomasiye olan bağlılığı yinelendi.
Görüşmelerde Katar Başbakanı’nın, uluslararası ticaret ve enerji koridorları açısından kritik önem taşıyan deniz seyrüsefer serbestisini güvence altına alacak her türlü diplomatik çözüme tam destek verdiklerini belirttiği aktarıldı. Açıklamada ayrıca, atılacak bu adımların Orta Doğu’da sürdürülebilir barışı sağlayacak kapsamlı bir anlaşmanın zeminini hazırlaması gerektiğine dikkat çekildi.

















