Ege’de Yeni Askerî Denklem: Yunanistan’ın Önleyici Vuruş Senaryosu ve Achilles Kalkanı

Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
featured

Yunanistan’ın Ta Nea gazetesinde yayımlanan ve Türkiye’ye karşı olası bir çatışmanın ilk 24 saatini ele alan “önleyici vuruş” senaryosu, Ege’de değişmekte olan askerî doktrin tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.

Burada öncelikle önemli bir ayrım yapmak gerekiyor: Söz konusu senaryo, kamuoyuna açıklanmış resmî bir Yunan savaş planı değil. Bununla birlikte Yunanistan’ın son yıllarda gerçekleştirdiği silahlanma ve özellikle hava-füze savunmasına yaptığı yatırımlarla birlikte değerlendirildiğinde, Atina’nın gelecekteki caydırıcılık anlayışına ilişkin dikkat çekici ipuçları içeriyor.

Senaryonun merkezinde “ilk 24 saat” var

Ta Nea’da aktarılan yaklaşım kabaca dört aşamaya dayanıyor:

İlk aşamada Türkiye’nin radar, haberleşme ve komuta-kontrol altyapısının elektronik harp vasıtalarıyla baskılanması; ardından kritik hava üsleri ve özellikle amfibi unsurların vurulması öngörülüyor.

Üçüncü aşamada Türkiye’den gelecek karşı saldırının Yunanistan’ın geliştirmekte olduğu “Achilles Kalkanı” hava ve füze savunma mimarisi tarafından karşılanması hedefleniyor.

Nihai amaç ise çatışmanın ilk 24 saatinde Türkiye’nin askerî hareket kabiliyetini ciddi ölçüde sınırlandırarak müzakere masasına avantajlı bir pozisyonda oturmak.

Askerî açıdan senaryonun en tartışmalı noktası da burada ortaya çıkıyor: İlk darbeyi gerçekleştirmek ile Türkiye büyüklüğünde, stratejik derinliğe ve farklı bölgelere dağıtılmış askerî kapasiteye sahip bir ülkenin karşılık verme yeteneğini kısa sürede ortadan kaldırmak aynı şey değildir.

Achilles Kalkanı nedir?

Yunanistan’ın bu yeni yaklaşımının önemli unsurlarından Achilles Kalkanı olarak adlandırılan yeni nesil hava ve füze savunma mimarisidir.

Achilles Kalkanı tek başına bir füze sistemi değildir.

Amaç; radarları, komuta-kontrol merkezlerini ve farklı menzillerdeki hava savunma sistemlerini ortak bir ağ altında birleştirerek Yunanistan üzerinde çok katmanlı bir savunma şemsiyesi oluşturmaktır.

Planlanan mimaride SPYDER, BARAK MX ve David’s Sling gibi İsrail menşeli sistemlerin yanı sıra gelişmiş radar ve komuta-kontrol altyapılarının kullanılması öngörülüyor.

Böylece savaş uçaklarından İHA’lara, seyir füzelerinden çeşitli füze tehditlerine kadar farklı hedeflere karşı birbirini tamamlayan savunma katmanlarının oluşturulması amaçlanıyor.

Bu nedenle AchillesKalkanı’nı yalnızca “Yunan Demir Kubbesi” olarak tanımlamak eksik kalacaktır. Atina’nın hedefi daha geniş kapsamlı, entegre bir hava ve füze savunma ağı kurmaktır.

Türkiye – Yunanistan askerî dengesi

Yunanistan’ın son yıllardaki askerî modernizasyonu küçümsenmemelidir.

Rafale savaş uçakları, F-16 Viper modernizasyonu, FDI sınıfı fırkateynler ve yeni hava savunma yatırımları özellikle Ege coğrafyasında Yunanistan’ın nitelikli askerî kapasitesini artırmaktadır.

Ancak Türkiye’nin askerî yapısı çok daha geniş bir ekosisteme dayanmaktadır.

Türkiye; daha büyük kuvvet hacminin yanında geniş stratejik derinlik, güçlü bir İHA/SİHA ekosistemi, elektronik harp sistemleri, seyir ve balistik füze kapasitesi, denizaltılar, modern savaş gemileri ve giderek genişleyen yerli hava savunma altyapısına sahiptir.

KORAL gibi elektronik harp sistemleri ile HİSAR ve SİPER ailesinin Çelik Kubbe mimarisi altında bütünleştirilmesi de bu denklemin önemli unsurlarıdır.

Dolayısıyla olası bir Türkiye-Yunanistan çatışmasını yalnızca “kaç uçak, kaç gemi?” karşılaştırması üzerinden değerlendirmek giderek anlamını kaybetmektedir.

Ege’de savaşın karakteri değişiyor

Asıl dikkat edilmesi gereken nokta budur.

Ege’deki askerî rekabet artık yalnızca savaş uçaklarının veya donanmaların karşı karşıya gelmesinden ibaret değildir.

Yeni denklemde elektronik harp, uzun menzilli hassas vuruş, hava ve füze savunması, İHA/SİHA sistemleri, erken ihbar ağları ve komuta-kontrol altyapısının savaşın ilk saatlerinde ayakta tutulabilmesi giderek daha belirleyici hale gelmektedir.

Ta Nea’nın ortaya koyduğu “24 saatlik önleyici vuruş” senaryosunun en büyük belirsizliği de buradadır.

Bir ülkenin belirli askerî hedeflerine ilk darbeyi indirmek mümkün olabilir. Ancak geniş bir coğrafyaya yayılmış, farklı kuvvet unsurlarına ve önemli bir savunma sanayii altyapısına sahip Türkiye’nin askerî karşılık kapasitesinin 24 saat içerisinde etkisiz hale getirilebileceği varsayımı çok daha güçlü kabuller gerektirir.

Achilles Kalkanı ise Yunanistan açısından önemli bir kapasite artışı sağlayabilir; fakat hiçbir hava savunma mimarisi mutlak koruma sağlamaz.

Bu nedenle Ta Nea’daki senaryoyu yalnızca bir gazete manşeti olarak görmek yerine, Yunanistan’ın savunma anlayışında pasif savunmadan; erken uyarı, uzun menzilli vuruş ve çok katmanlı hava savunmasını birlikte kullanan daha aktif bir caydırıcılık modeline yönelişinin işareti olarak okumak daha anlamlıdır.

Ege’deki yeni askerî denklemin belirleyicisi artık yalnızca platformların sayısı değil; kimin daha erken gördüğü, elektronik ortamı kimin kontrol ettiği, ilk saldırıdan sonra komuta-kontrol sistemini kimin ayakta tutabildiği ve karşı tarafın savunmasını kimin daha uzun süre baskılayabildiği olacaktır.

Ensar Çalışkan
Araştırmacı Yazar

Ege’de Yeni Askerî Denklem: Yunanistan’ın Önleyici Vuruş Senaryosu ve Achilles Kalkanı
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter