İsrail belediye ekipleri ve askeri birlikleri, çarşamba günü Doğu Kudüs’ün kuzeyindeki Beyt Hanina et-Tahta beldesinde Filistinli bir sivil aileye ait meskeni ağır iş makineleri ve paletli ekskavatörlerle yıktı. Bölgede gerilimi tırmandıran yıkım operasyonu, geniş bir sivil ailenin sokakta kalmasına yol açtı.
Yerel kaynaklardan edinilen bilgilere göre, İsrail işgal güçleri sabah saatlerinde beldeyi abluka altına alarak Filistinli sivil Mahmut Melihat’a ait evin çevresinde güvenlik çemberi oluşturdu. Ardından belediyeye ait iş makineleri, sivil mülkü yerle bir etmek üzere yıkım çalışmalarına başladı.
10 Kişilik Aile Enkaz Ortasında Kaldı
Yıkımı gerçekleştirilen betonarme konutun yaklaşık 100 metrekarelik bir kullanım alanına sahip olduğu bildirildi. Mahmut Melihat’ın evinin, aralarında özel gereksinimli (engelli) bir bireyin de bulunduğu toplam 10 kişilik geniş bir aileye barınma sağladığı aktarıldı.
Kudüs’teki yerel otoritelerin tahliye işlemlerine izin vermeden gerçekleştirdiği bu ani yıkım sonucu, aile bireyleri ve çocuklar eşyalarıyla birlikte açıkta bırakıldı. Melihat ailesinin enkaz yığınları arasında çaresiz bekleyişi sürerken, çevre sakinleri aileye geçici barınma sağlamak için seferber oldu.
Ruhsat Bahanesiyle Sistematik Göç Politikası
İsrail makamları, Doğu Kudüs genelinde yürütülen bu tür yıkım faaliyetlerine yasal kılıf olarak “ruhsatsız yapılaşma” iddiasını öne sürüyor.
Ancak bölgede faaliyet gösteren bağımsız insan hakları örgütleri ve uluslararası hukuk kurumları, konuya ilişkin raporlarında şu gerçeğin altını çiziyor:
“Kudüs’teki Filistinli nüfusa yeni inşaat izinlerinin verilmesi İsrail belediyesi tarafından sistematik olarak engellenmektedir. Dolayısıyla bu yıkımlar, yasal bir prosedür olmaktan ziyade yerel halkı yıldırmak, topraklarını terk etmeye zorlamak ve Doğu Kudüs’ün demografik yapısını tek taraflı olarak değiştirmek amacıyla uygulanan birer kolektif cezalandırma aracıdır.”



