Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından hakkında çıkarılan tutuklama emri nedeniyle hava sahalarını ve seyahat rotalarını kısıtlamak zorunda kalan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’ndaki konuşmasında uluslararası hukuku ve medyayı hedef aldı. Gazze’deki askeri operasyonlar ve sivil ölümler nedeniyle çok sayıda ülke delegasyonunun salonu terk ettiği oturumda Netanyahu, boş koltuklara hitap etti.
Hakkında rüşvet, dolandırıcılık ve görevi kötüye kullanma suçlamalarıyla İsrail iç yargısında da 98 duruşmadır süren davalar bulunan Netanyahu, konuşmasında Katar’ı ve Katar merkezli haber ağı El Cezire’yi hedef alarak bu kurumlara karşı “sekizinci bir cephe” açacaklarını öne sürdü. Netanyahu, Batılı üniversitelerin ve bağımsız medya kuruluşlarının dünya kamuoyunu İsrail aleyhine yönlendirdiğini iddia etti.
Lahey baskısı ve Batı başkentlerinde daralan çember
Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin 21 Kasım 2024’te Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında savaş suçları ve insanlığa karşı suç isnadıyla çıkardığı yakalama kararı, diplomatik dengeleri sarstı. Roma Statüsü’nün 86 ve 89. maddeleri uyarınca taraf ülkelerin aranan şahısları teslim etme yükümlülüğü bulunuyor.
Netanyahu’nun diplomatik manevra alanını daraltan gelişmeler şöyle sıralanıyor:
- Avrupa’dan net tavır: İspanya, Hollanda, İrlanda, Norveç, İsviçre, Belçika, Slovenya, İzlanda, Finlandiya ve Portekiz gibi ülkelerin yanı sıra İtalya ve Kanada, UCM kararlarına uyacaklarını duyurdu.
- Londra’dan sert uyarı: İngiltere Dışişleri Bakanlığı, parlamentoda yaptığı açıklamada Gazze’deki ihlallere karşı artık sessiz kalınmayacağını ve uluslararası hesap verebilirlik ilkelerinin arkasında durulacağını vurguladı.
- Güney Amerika ve Afrika hattı: Güney Afrika, Kolombiya, Malezya ve Nijerya gibi ülkeler, Netanyahu’nun topraklarına ayak basması halinde derhal gözaltına alınıp Lahey’e teslim edileceğini açıkça taahhüt etti.
Katar’dan tepki: “Kendi suçlarını örtbas etme çabası”
Netanyahu’nun BM kürsüsünden yönelttiği ithamlara Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Macid el-Ensari’den yanıt gecikmedi. El-Ensari, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, dünya kamuoyundaki tepkileri dış manipülasyon olarak nitelemenin küresel vicdanı hafife almak olduğunu ifade etti:
“Giderek büyüyen küresel tepkileri ‘etki kampanyalarına’ bağlamak, Gazze’deki yıkımı ve hak ihlallerini canlı yayında kendi gözleriyle gören uluslararası toplumun bilinciyle alay etmektir. İsrail hükümetinin Katar’a ve bağımsız basına yönelik bu tırmandırıcı dili, işlenen ağır insan hakları ihlallerini ve insani krizi perdeleme çabasından ibarettir.”
ABD genelinde yapılan kamuoyu yoklamalarında da İsrail’e yönelik olumsuz bakışın yüzde 60’a tırmandığı, Filistin’e yönelik sempatinin ise son çeyrek asrın en yüksek seviyesine çıktığı görülüyor.
Hakikat cephesinde hayatını kaybeden gazeteciler
Netanyahu’nun “hedef tahtasına” oturttuğu El Cezire ve bağımsız basın çalışanları, çatışma bölgelerinde ağır bedeller ödemeye devam ediyor. 11 Mayıs 2022’de Cenin’de İsrail askerlerinin açtığı doğrudan ateşle katledildiği bağımsız incelemeler ve CNN araştırmalarıyla belgelenen Şirin Ebu Akile’nin dosyası Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne taşınmıştı.
Gazze’de görev yaparken İsrail ordusunun hava saldırılarında hayatını kaybeden savaş muhabiri Enes eş-Şerif’in yanı sıra Samer Ebu Dakka, Hamza ed-Dahduh, İsmail el-Gul ve Rami er-Rifi gibi isimler sahadaki gerçekleri dünyaya aktarırken yaşamını yitirdi. Uluslararası gazetecilik örgütleri, basına yönelik tehdit ve kısıtlamaların savaş suçlarının belgelenmesini engelleyemeyeceğini kaydediyor.

















