Kudüs’teki Mescid-i Aksa’nın tarihi ve hukuki statükosunu hedef alan açıklamalara bir yenisi eklendi. İsrail’in önde gelen dini figürlerinden Safed kenti Hahamı Shmuel Eliyahu, Mescid-i Aksa yerleşkesi içine bir sinagog inşa edilmesi yönünde somut planlar olduğunu belirterek, yakın zamanda “kapsamlı ve köklü gelişmelerin” yaşanacağını öne sürdü.
Podcast yayınında açıkça itiraf etti
Gazeteci Avi Shoshan’ın sunduğu podcast programına konuk olan Haham Eliyahu, Yahudilerin Mescid-i Aksa avlusuna girişleri ve alanda kalıcı bir sinagog kurulması planlarına dair dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
Söz konusu yapının inşasının kesinlikle gerçekleşeceğini savunan Eliyahu, sinagog projesinin Yahudilerin ibadet alanlarına doğrudan erişimini meşru kılmayı amaçladığını iddia etti. İnşa sürecinin geciktiğini öne süren Haham, projenin “dünden yapılmış olması gerektiğini” ve bölgede Yahudi ziyaretçiler için yakında özel bir yapının hayata geçirileceğini söyledi.
Tarihi statükoyu değiştirme girişimi
Eliyahu’nun açıklamaları, Mescid-i Aksa’nın kimliğine yönelik tartışmaları yeniden alevlendirirken kamuoyunda ve sosyal medyada geniş çaplı tepkilere neden oldu. Hahamın, Mescid-i Aksa’ya sinagog yapılmasının “Üçüncü Dünya Savaşı” riskini doğurabileceği yönündeki uluslararası endişelerle alay etmesi ise tepkilerin odağında yer aldı.
Uzmanlar ve aktivistler, son dönemde artan baskınların ve kışkırtıcı söylemlerin kalıcı bir yapı projesine evrilmesinin kritik bir eşik olduğuna dikkat çekiyor. Öne çıkan değerlendirmeler şunları kapsıyor:
İbadet ve ziyaret çağrılarının kalıcı bir yapılaşma hedefine dönüşmesi, bölgedeki gerilimi doğrudan tırmandırıyor.
Mescid-i Aksa ve çevresindeki onlarca yıllık statükoyu fiili adımlarla değiştirme çabaları hız kazanıyor.
Kudüs’ün kutsal mekanlarına yönelik tek taraflı müdahaleler, bölgesel barış zeminini zedeliyor.
Kırmızı çizgi uyarısı ve artan endişeler
Filistinli yetkililer ve sivil toplum temsilcileri, Mescid-i Aksa’nın avluları ve tüm ibadethaneleriyle birlikte dokunulmaz bir statüye sahip olduğunu hatırlatarak, söz konusu girişimleri “kırmızı çizgilerin ihlali” olarak nitelendirdi. Radikal söylemlerin kurumsal adımlara dönüşmesi ihtimalinin, Kudüs ve çevresinde öngörülemez sonuçlar doğurabileceği uyarısı yineleniyor.







