Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in 1 Eylül’de Kahire’ye gerçekleştirdiği resmi ziyaret, Mısır’ın küresel güçler arasındaki stratejik konumunu ve dış politikasındaki tercihleri yeniden gündeme taşıdı. Washington ile Pekin arasındaki rekabet yalnızca geleneksel ticaret ve diplomasi alanında değil, doğrudan “dijital egemenlik” ve ulusal güvenlik unsuru haline gelen yapay zeka ile veri merkezleri üzerinden yaşanıyor.
Üst düzey Mısırlı diplomatik yetkililer, ülkenin iki kutup arasında bir ikilem yaşamadığını belirterek, izlenen çizgiyi “stratejik denge ve ulusal çıkarların maksimize edilmesi” olarak tanımlıyor.
Yapay zeka veri merkezi ihalesinde devlerin rekabeti
Mısır hükümetinin yapay zeka altyapısına yönelik açtığı veri merkezi ihalesi, ABD ve Çin arasındaki küresel teknoloji yarışının en kritik sahalarından birine dönüştü. Çinli teknoloji devi Huawei, geliştirdiği 2 binden fazla gelişmiş çipi içeren kapsamlı bir yapay zeka bilişim altyapısı teklifini Mısır hükümetine sundu.
Bloomberg’in aktardığı bilgilere göre Washington yönetimi, Huawei’nin hamlesinin hemen ardından Amerikan şirketlerinden oluşan bir konsorsiyumu devreye sokarak karşı bir teklif hazırlattı. Huawei’nin ihaleyi kazanması halinde, Çinli firmanın küresel yaptırımlara rağmen yabancı bir pazara ilk kez gelişmiş yapay zeka çipleri ihraç edeceği, bunun da Washington nezdinde ciddi bir güvenlik endişesi yaratacağı belirtiliyor.
Washington’ın endişesi ve Pekin’in derinleşen yatırımları
İki küresel gücün Mısır pazarındaki varlığı farklı avantajlara dayanıyor:
- Çin’in Ekonomik Ağırlığı: İki ülke arasındaki ticaret hacmi 21 milyar dolar seviyesine ulaşırken, Çin’in Mısır’daki doğrudan yatırımları 1,4 milyar doları aştı. Ülkede faaliyet gösteren 3 binden fazla Çinli şirket; Yeni İdari Başkent, el-Alameyn, elektrikli demir yolu ve yenilenebilir enerji projelerinde kritik roller üstleniyor.
- ABD’nin Finansal ve Askeri Etkisi: Washington, Mısır’a yıllık 1,3 milyar doları aşan askeri yardımı sürdürürken, Uluslararası Para Fonu (IMF) gibi küresel finans kuruluşlarındaki ağırlığıyla Kahire’nin ekonomik programında belirleyici aktör olmayı sürdürüyor.
Dijital egemenlik kırmızı çizgi haline geldi
Veri merkezlerinin hükümet, bankacılık, telekomünikasyon ve sivil veri tabanlarına doğrudan erişim sağlayabilmesi, Mısır açısından konuyu doğrudan bir milli güvenlik meselesine dönüştürdü. Kahire yönetimi, stratejik verilerin yabancı aktörlerin kontrolüne geçmesini önlemek amacıyla yerli mülkiyete ağırlık veriyor.
Bu politikanın somut bir adımı olarak Mısır, Helios şirketinin veri merkezleri varlıklarını yöneten yerel bir firmanın yüzde 75 hissesini 260 milyon dolara satın alma planını iptal etti ve altyapının tamamen milli bir şirket eliyle yürütülmesini benimsedi.
Teknoloji transferi ve bloklaşmayı reddetme stratejisi
Mısır yönetimi; Fransa’dan Rafale savaş uçakları, Almanya’dan denizaltılar temin ederek savunma sanayisinde uyguladığı kaynak çeşitlendirme modelini dijital altyapıya da taşımayı hedefliyor. Bir yandan Huawei ile telekomünikasyon ve çip altyapısı görüşülürken, diğer yandan Microsoft ile ortak yapay zeka programları yürütülerek tek taraflı bir teknoloji tekeline izin verilmiyor.
Süveyş Kanalı üzerinden Akdeniz ile Kızıldeniz’i bağlayan uluslararası fiber optik denizaltı kablolarına ev sahipliği yapan Mısır; yalnızca veri tüketen bir pazar olmak yerine, Doğu ile Batı arasında bağımsız ve güvenli bir dijital koridor olarak konumlanmayı amaçlıyor.






















