İsrail dış istihbarat servisi Mossad, İran yönetimine karşı yürütülen örtülü operasyonların hedefine ulaşamaması ve hükümeti devirme planlarının sonuçsuz kalması nedeniyle kurumsal tarihinin en dikkat çeken tasfiyelerinden birini yaşıyor. ABD merkezli The Intercept’in analizine ve İsrail basınında yer alan değerlendirmelere göre, teşkilat içerisindeki bu üst düzey görevden almalar İsrail’in İran stratejisindeki tıkanmayı gözler önüne seriyor.
İstihbarat ve İran masası liderleri görevden alındı
Mossad Direktörü Roman Gofman tarafından alınan kararla, istihbarat direktörlüğü başkanı ile İran masası sorumlusu üst düzey iki yönetici görevden uzaklaştırıldı. Son derece gizli çalışan kurumda bu denli açık bir tasfiyenin en son 1997 yılındaki başarısız suikast girişimleri sonrasında görüldüğü belirtiliyor.
Başbakan Binyamin Netanyahu yönetiminin uzun süredir hedeflediği Tahran’daki siyasi yapıyı çökertme ve halk hareketlerini kışkırtma girişimleri, üst düzey askeri suikastlara ve kapsamlı hava saldırılarına rağmen sahada beklenen çözülmeyi sağlayamadı. İran güvenlik aygıtının yapısını koruması ve kitlesel bir ayaklanmanın gerçekleşmemesi, Mossad’ın operasyonel planlarının masada kalmasına yol açtı.
Sosyal medya kampanyaları ve örtülü planlar sonuç vermedi
İstihbarat raporlarına yansıyan bilgilere göre Mossad; Farsça yayın yapan sosyal medya hesapları, yapay zekâ destekli propaganda içerikleri ve sınır hattındaki unsurların harekete geçirilmesi gibi çok boyutlu planlar hazırlamıştı. Ancak bu stratejiler, İran kamuoyunda yönetimi sarsacak boyutta bir kırılma yaratamadı.
Ayrıca Hürmüz Boğazı hattındaki deniz trafiği ve enerji akışı üzerinde Tahran’ın elinde bulundurduğu stratejik caydırıcılık kartı devre dışı bırakılamadı.
İsrail güvenlik bürokrasisinde sorumluluk tartışması
İsrail iç kamuoyunda ve güvenlik koridorlarında geniş yankı uyandıran tasfiyeler, başarısızlığın faturasının alt kademelere kesilmek istendiği yönündeki eleştirileri de beraberinde getirdi. Kurum içinde İran yönetimini devirmeye yönelik kaynak ayrılmasının gerçekçiliği konusunda geçmişten bu yana görüş ayrılıklarının bulunduğu, operasyonel sonuçların alınamamasıyla bu çatlakların derinleştiği ifade ediliyor.



