Dünya genelinde ormansızlaşmaya, madencilik projelerine ve fosil yakıt yatırımlarına karşı çıkan çevre ve iklim savunucuları giderek artan bir baskı ve şiddet dalgasıyla karşı karşıya bulunuyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch – HRW), Birleşmiş Milletler Sağlıklı Çevre Hakkı Özel Raportörü’ne sunduğu raporda; aktivistlerin suç örgütleri ve güvenlik güçlerince tehdit edildiğini, darbedildiğini ve hatta öldürüldüğünü belgeledi.
Darp, cinayet ve ideolojik suçlamalar
Raporda, farklı coğrafyalarda çevre savunucularına ve yerli halklara yönelik uygulanan sistematik ihlaller öne çıkıyor:
-
Brezilya: Yasa dışı orman kesimi, kaçak madencilik ve arazi gaspları yürüten suç şebekelerinin; yerli halkları, küçük çiftçileri ve çevre koruma görevlilerini doğrudan hedef aldığı, birçok vakanın cinayetle sonuçlandığı kaydedildi.
-
Endonezya: Madencilik karşıtı barışçıl gösterilerde polisin aktivistlere sert fiziksel şiddet uyguladığı, yüzlerce yerli aktivistin orman katliamlarına direndikleri için “komünizm propagandası yapmakla” suçlanarak yargılandığı aktarıldı.
-
İngiltere ve Avustralya: Barışçıl protesto hakkını doğrudan suç kapsamına alan katı yasal düzenlemelerin yürürlüğe sokulduğu; Vietnam ve Türkiye gibi ülkelerde ise geniş kapsamlı mevzuatların iklim savunucularını cezalandırmak için kullanıldığı belirtildi.
“Terörist ve suç örgütü” yaftasıyla baskınlar
Aktivistlerin maruz kaldığı en büyük tehditlerden birinin kriminalize edilme politikaları olduğu vurgulanan raporda; devletlerin çevre hareketlerini “suç örgütü” veya “terörist” olarak yaftalayarak meşruiyetlerini yok etmeye çalıştığı ifade edildi.
Almanya’da iklim eylemleriyle bilinen “Son Kuşak” (Letzte Generation) grubunun 2024 yılında suç örgütü olarak sınıflandırılması ve ardından gelen polis baskınları bu eğilimin örneği olarak gösterildi. Uganda’da ise Doğu Afrika Ham Petrol Boru Hattı’nın çevresel zararlarını dile getiren sivil toplum kuruluşlarının kapatıldığı ve temsilcilerinin gözaltına alındığı bildirildi.
Küresel sözleşmeler ve koruma çağrısı
HRW, hükümetlere çevre savunucularının yaşam hakkını, örgütlenme ve ifade özgürlüklerini güvence altına alma çağrısında bulundu. Latin Amerika ve Karayipler’deki Escazú Anlaşması ile Avrupa’daki Aarhus Sözleşmesi gibi uluslararası metinlerin bağlayıcı hükümlerine uyulması, aktivistlere yönelik saldırıların cezasız bırakılmaması gerektiği vurgulandı.



