Yemen’de yıllardır süren iç savaş, derinleşen güvenlik krizi ve ekonomik çöküş yüz binlerce Yemenliyi yerinden ederken, Afrika Boynuzu’ndan binlerce düzensiz göçmen ve mülteci savaşa rağmen deniz yoluyla ülkeye girmeye devam ediyor. Kendi vatandaşlarının çatışmalardan ve bombardımanlardan kaçtığı bir dönemde yaşanan bu göç hareketi, bölgesel krizin en çarpıcı insani paradokslarından birini gözler önüne seriyor.
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) verilerine göre, 2026 yılının ilk dokuz ayında Afrika Boynuzu’ndan deniz yoluyla Yemen kıyılarına ulaşan sığınmacı ve göçmen sayısı 134 bini aştı. Ülke genelinde ise 65 binden fazla kayıtlı mülteci ve sığınmacı, dondurulan yardımlar, gıda yetersizliği ve güvenlik boşluğu nedeniyle hayatta kalma mücadelesi veriyor. BMMYK Sözcüsü Matthew Saltmarsh, çatışmaların tırmanmasına rağmen binlerce insanın Aden Körfezi’ni aşarak Yemen’e geçtiğini ancak ülkenin artık kimseye güvenli bir liman sunamayacak durumda olduğunu açıkladı. Tersine göç hareketliliğinin de başladığı bölgede, son iki ayda yaklaşık 4 bin 200 kişi Yemen’deki savaştan kaçarak Cibuti ve Somali’ye sığındı.
Güzergahın sırrı: Körfez ülkelerine geçiş kapısı
Yemen’in kendisi bir hedef ülke olmaktan ziyade, coğrafi yakınlığı nedeniyle Suudi Arabistan ve zengin Körfez ülkelerine ulaşmak isteyen göçmenler için zorunlu bir transit koridor işlevi görüyor:
- Coğrafi yakınlık: Aden Körfezi üzerinden Yemen sahillerine ulaşım, diğer çöl ve deniz rotalarına kıyasla daha kısa sürüyor.
- Hukuki statü: Yemen, 1951 Cenevre Mülteci Sözleşmesi’ne ve 1967 Protokolü’ne taraf olan bölgedeki nadir ülkelerden biri konumunda bulunuyor.
- Köken ülkelerdeki kriz: Etiyopya ve Somali’deki etnik çatışmalar, kuraklık ve derin yoksulluk insanları her türlü riski göze almaya itiyor.
SAM İnsan Hakları ve Özgürlükler Örgütü Başkanı Tevfik el-Humeydi, savaşa rağmen akının kesilmemesini hem coğrafi zorunluluğa hem de kaynak ülkelerdeki çaresizliğe bağlıyor.
İnsan kaçakçılığı ve silah altına alınma tehlikesi
Kıyıya ulaşmayı başaran göçmenleri Yemen topraklarında çok daha ağır tehlikeler bekliyor. Şebve, Ebyen, Lahic ve Taiz sahillerinde güvenlik denetiminin zayıflığını fırsat bilen insan kaçakçılığı şebekeleri, göçmenleri rehin alarak ailelerinden fidye talep ediyor ve şantaj uyguluyor.
Yemenli araştırmacı Faysal el-Huzeyfi, düzensiz göçmenlerin sahadaki silahlı çatışmalara alet edilme riskine dikkat çekiyor. Özellikle Husiler başta olmak üzere çeşitli silahlı yapıların savunmasız göçmenleri cephe hatlarında savaşmaya zorladığı veya sınır ötesi uyuşturucu ve kaçakçılık ağlarında kalkan olarak kullandığı belirtiliyor.
Kamplarda kriz ve iç göç dalgası
Lahic vilayetinde yer alan ve yaklaşık 9 bin 500 Somali ve Etiyopyalı mülteciye ev sahipliği yapan Haraz Mülteci Kampı, çatışma hatlarına onlarca kilometre mesafede olmasına rağmen yakıt pahalılığı ve abluka nedeniyle temel hizmetlerden mahrum kaldı. Eğitim ve hukuki danışmanlık hizmetlerinin durduğu kamptan kaçan birçok aile, daha güvenli gördükleri Aden’e geçmeye çalışıyor.
Uluslararası Göç Örgütü (IOM) verilerine göre, aynı dönemde askeri operasyonlar nedeniyle 300 binden fazla Yemenli de ülke içinde göç etmek zorunda kaldı. Hem kendi yerinden edilmiş milyonlarca vatandaşına bakamayan hem de yüz binlerce Afrikalı göçmenin geçiş güzergahı olan Yemen’de çözümün; yalnızca sınır güvenliği tedbirleriyle değil, kaynak ülkelerdeki krizlerin çözülmesi ve insan kaçakçılığı ağlarına karşı uluslararası ortak operasyonlar yürütülmesiyle mümkün olabileceği vurgulanıyor.


















