Günümüz savaşlarının en belirgin simgelerinden biri haline gelen insansız hava araçları (İHA), çatışma bölgelerindeki siviller için kesintisiz bir psikolojik baskı unsuruna dönüştü. Gazze, Beyrut, Kiev ve Sudan gibi farklı coğrafyalarda yaşayan siviller, günün her saatinde duyulan motor sesleri nedeniyle sürekli bir tedirginlik içinde hayatlarını sürdürmeye çalışıyor. Bloomberg tarafından dört ayrı çatışma bölgesinde yürütülen araştırmalar, İHA kullanımının sivil halk üzerindeki derin etkilerini gözler önüne seriyor.
Geleneksel füzelere kıyasla üretim maliyetinin düşük olması, bu araçların günün 24 saati aktif olarak kullanılmasına imkan tanıyor. Yeryüzündeki siviller ise üstlerinde dolaşan aracın sadece keşif mi yaptığını yoksa bir saldırıya mı hazırlandığını bilemiyor.
Beyrut ve Gazze’de hiç kesilmeyen uğultu
Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta yaşayan vatandaşlar, saatlerce süren İHA seslerinin iş yerlerine, evlerine ve günlük rutinlerine nüfuz ettiğini ifade ediyor. Kent sakinleri, bu yoğun gürültünün yarattığı stresi bastırabilmek ve odaklanabilmek için kulaklık veya arka plan sesleri kullanmak zorunda kalıyor.
Gazze’de ise durum daha da ağır bir hal almış durumda. Patlayan bombalar kısa süreli sessizlikler bıraksa da gökyüzündeki dronların sesi günün her anında varlığını koruyor. Bölge sakinleri, bu durumun zihinsel bir yorgunluğa ve sürekli bir uykusuzluğa yol açtığını dile getiriyor.
Kiev’de kanıksanan tehlike ve Sudan’da “hayalet” İHA’lar
Ukrayna’nın başkenti Kiev’de dört yıldır süren savaşın ardından siren sesleri ve İHA uğultuları gündelik hayatın bir parçası haline geldi. Şehir sakinleri artık ilk günlerdeki gibi sığınaklara gitmek yerine, mobil uygulamalar üzerinden tehlikenin boyutunu takip ederek karar veriyor.
Sudan’da ise devam eden iç savaşta gelişmiş teknolojilerin kullanımı sivil kayıpları artırıyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, ülkede hayatını kaybeden sivillerin büyük çoğunluğu İHA saldırıları nedeniyle yaşamını yitiriyor. Bazı insansız hava araçlarının neredeyse tamamen sessiz hareket etmesi, bölge halkının bu araçları “hayalet” olarak adlandırmasına neden oluyor.



