Suriye’de Esad rejiminin devrilmesi ve İran destekli milislerin ülkeden çekilmesinin ardından Tel Aviv yönetiminin askeri baskısı hız kesmedi. El Cezire Araştırma Merkezi (JC Studies) tarafından araştırmacı Firas Fahham imzasıyla yayımlanan kapsamlı analiz raporu; yeni Suriye yönetiminin İsrail baskısına karşı geliştirdiği çok yönlü stratejiyi, tıkınan müzakere süreçlerini ve Şam’ın Ankara, Washington ile İslamabad eksenindeki jeopolitik manevralarını mercek altına aldı.
Analize göre Şam yönetimi, İsrail ile doğrudan askeri çatışmaya girmek yerine diplomatik müzakere zeminini korurken; içeride merkezi devlet yapısını tahkim etmeyi, dışarıda ise bölgesel müttefiklerle ordusunu yeniden inşa ederek caydırıcılık kazanmayı hedefliyor.
İsrail’in 4 stratejik hedefi: Yalnızca sınır güvenliği değil
İsrail ordusunun 8 Aralık 2024 sonrasında 1974 Kuvvetlerin Çekilmesi Anlaşması hatlarını aşarak Şeyh Dağı (Hermon Dağı) ve Tel el-Ahmar gibi kritik yükseltileri işgal etmesi, sınır güvenliği iddialarının ötesine geçen hedefleri barındırıyor:
- Tampon bölge dayatması: İsrail, Suriye’nin güneyini (Kuneytra ve Dera) bütünüyle silahsızlandırılmış tampon bölge haline getirmek ve Şeyh Dağı’ndaki erken uyarı radar istasyonlarını kalıcı kılmak istiyor.
- Türkiye ile askeri ortaklığı engelleme: Suriye ordusunun yeniden teşkilatlanmasında Türkiye’nin sağladığı teknik, askeri ve hava savunma desteğini engellemek isteyen Tel Aviv, Türk askeri üslerinin kurulmaması için sahada baskı kuruyor.
- Ordunun toparlanmasını sabote etme: Rejim sonrası kalan hava unsurlarını vuran İsrail, Ağustos 2026’da İdlib doğusundaki Ebu ez-Zuhur Askeri Hava Üssü’nü bombalayarak tesislerin yenilenmesini engelledi. Halep, İdlib, Deyrizor ve Şam kırsalındaki mühimmat depolarına yönelik patlamaların da bu sabotajların parçası olduğu belirtiliyor.
- Merkezi devlet yerine parçalı yapı: İsrail’in, Şam’ın tam egemenliğini kısıtlamak amacıyla Süveyda’daki yerel unsurlarla temasını sürdürdüğü ve Suriye genelinde etnik veya mezhepsel temelli zayıf bir federal modeli tercih ettiği vurgulanıyor.
Müzakerelerde yüzde 90 uzlaşma ve İsrail’in geri adımı
Ebu ez-Zuhur saldırısının ardından Ürdün arabuluculuğunda çevrim içi formatta yürütülen müzakerelerde Şam ile Tel Aviv güvenlik protokollerinde önemli aşama kaydetti. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu sırasında yaptığı açıklamada konuların yüzde 90’ında mutabakata varıldığını, ancak İsrail’in masaya son anda Şeyh Dağı’ndan çekilmeme ve ek güvenlik şarları koymasıyla sürecin tıkandığını duyurmuştu. Netanyahu hükümetinin Ekim 2026’daki Knesset seçimleri öncesinde iç siyasette taviz vermemek adına geri adım attığı belirtiliyor.
Şam’ın çok yönlü hamlesi: Washington, Ankara, İslamabad
İsrail’in sahadaki provokasyonlarına karşı Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara liderliğindeki Suriye yönetimi diplomatik kartlarını çeşitlendiriyor:
- ABD ile stratejik yakınlaşma: Donald Trump yönetimiyle kurulan diyalog neticesinde Suriye, Kasım 2025’te IŞİD karşıtı Uluslararası Koalisyon’a dahil oldu. Washington’ın Ağustos 2026’da Suriye’yi “terörü destekleyen devletler” listesinden çıkarması, ardından silah satış kısıtlamalarını kaldırması Şam’a siyasi bir güvenlik kalkanı sağladı.
- Türkiye ortaklığı ve caydırıcılık: İsrail ihlallerine paralel olarak Ankara ile savunma sanayisi ve askeri koordinasyon en üst düzeye çıkarıldı. Türk Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani’nin yoğun temasları iki başkenti stratejik ortak kıldı.
- İslamabad ziyareti ve Mekke İttifakı: Ebu ez-Zuhur saldırısının hemen ardından Dışişleri Bakanı Şeybani, 19 yıl aradan sonra Pakistan’a ilk resmi ziyareti gerçekleştirdi. Şam’ın Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan’dan oluşan Mekke İttifakı’na katılma planı masaya yatırıldı.
- Körfez sermayesi: Cumhurbaşkanı Şara’nın Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) yaptığı ziyaretlerle ülkeye çekilen enerji ve altyapı yatırımları, Şam’ın istikrarını bölgesel aktörlerin doğrudan çıkarı haline getirdi.
- İç bütünleşme: SDG’nin Ağustos 2026’da kendisini feshederek devlet kurumlarına entegre olması, İsrail’in iç dinamikleri kışkırtma imkânlarını asgariye indirdi.
Analizin sonuç bölümünde, İsrail’deki aşırı sağcı hükümetin geri adım atmaması durumunda dönemsel hava saldırılarının ve sınır gerilimlerinin sürebileceği ifade ediliyor. Ancak Şam yönetiminin kazandığı zamanı ordusunu yapılandırmak, hava savunma kapasitesini artırmak ve Washington-Ankara hattındaki güvenceleri pekiştirmek için verimli kullandığı; İsrail saldırılarının sahadaki maliyetini artıracak gerçek bir caydırıcılık eşiğine doğru ilerlediği değerlendiriliyor.




















