Suriyeli yazar Ali Mahmud: Diktatörlük bizi muhbir yaptı

Suriyeli romancı Ali Mahmud, sürgündeki edebiyat yolculuğunu, baskı rejiminin hafızadaki izlerini ve yazma eylemini anlattı.

Suriyeli yazar Ali Mahmud: Diktatörlük bizi muhbir yaptı
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Edebiyat bir sağaltım değil yaranın adını koyma eylemidir

Fransa’nın başkenti Paris’te yaşamını sürdüren Suriyeli romancı Ali Mahmud, edebiyatını hayatın ruhta bıraktığı izleri yeniden düzenleme çabası olarak tanımlıyor. Yazarlığı estetik bir cerrahi olarak görmediğini belirten Mahmud, anlatının acının derinliklerine inerek yaraya gerçek adını vermesi gerektiğini vurguluyor.

Diktatörlük rejimlerinin yalnızca açık iktidar aygıtlarıyla sınırlı kalmadığına dikkat çeken Suriyeli yazar, korkunun bireyin içine sızarak zihinde yerleşik bir denetçiye dönüştüğünü ifade ediyor.

“Korku zihnimizin bekçisi haline geldi”

Baskıcı yönetimlerin insan psikolojisi üzerindeki tahribatına değinen Ali Mahmud, diktatörlüklerin bireyi kendi varlığına muhtaç olduğuna inandırma mekanizmasına işaret etti. Gözaltı ve baskı süreçlerinin yarattığı travmayı anlatan romancı, şu değerlendirmede bulundu:

“Diktatörlük bizi kendi hafiyelerinden önce kendimizin muhbiri yaptı; hayallerimizi hapse atmadan önce onları kendi içimizde bastırmamıza yol açtı. Güvenlik birimlerinin uyguladığı aralıklı gözaltılar, aile ortamını dağıtarak ağır bir psikolojik tahribat üretti. Ancak cezaevinde her şeyin, hatta duvarların bile bir hikayesi vardır; yazmak bu tutsaklıktan kurtuluşun tek yoludur.”

Kadın sesi ve parçalanmış hafıza: Çiçeklerin Sünneti

Son romanı “Çiçeklerin Sünneti” (Hitan ez-Zuhur) ile eril tahakküme karşı kadın hafızasını merkeze alan Mahmud, anlatıcı “Zuhur” karakteri üzerinden baskı altındaki bireyin iç dünyasını işlediğini belirtti. Anlatımdaki parçalı yapının biçimsel bir süsleme olmadığını kaydeden yazar, baskı rejimleri altında hafızanın düzenli bir arşiv gibi değil, istemsiz ve travmatik patlamalar halinde çalıştığını aktardı.

Resmi tarih anlatılarına karşı sıradan insanların hafızasını kayda geçirmeyi amaçladığını söyleyen Suriyeli edebiyatçı, tarihçilerin göz ardı ettiği gözyaşını ve kırbaç darbelerinin bıraktığı izleri roman sanatıyla görünür kıldığını dile getirdi.

Sürgünün yabancılaştırıcı etkisi ve Şam özlemi

Paris’teki sürgün hayatının duyuları karmaşaya sürüklediğini ifade eden Mahmud, göç edilen coğrafyaların insanın kendi geçmişini unutturmak için tuzaklar kurduğunu belirtti. Hanna Mine Ödülü sahibi olan romancı, edebiyat ödüllerinin gelip geçici birer durak olduğunu, asıl meselenin hafızayı canlı tutmak olduğunu kaydetti.

Şam’a duyduğu bağlılığın yazdığı her satıra sindiğini belirten Ali Mahmud, İbnü’l-Arabi’nin “Dişilleştirilmeyen yere güvenilmez” sözüne atıfta bulunarak, hafızanın yaşattığı şehirlerin birer sığınak olarak edebi üretimine yön vermeye devam ettiğini vurguladı.

Suriyeli yazar Ali Mahmud: Diktatörlük bizi muhbir yaptı
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

KAI ile Sohbet Et

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.