Hürmüz Boğazı’nda tırmanan gerilim, karşılıklı hamlelerle yeni ve tehlikeli bir aşamaya evrildi. Bölgedeki askeri çatışma stratejisi; boğazın kapatılması, abluka ve füze saldırılarının ardından ticari gemiler ile petrol tankerlerini doğrudan hedef alan topyekun bir yıpratma savaşına dönüştü.
İran’ın deniz ticaret yolları üzerindeki stratejik adaları, jeopolitik, askeri ve lojistik konumları nedeniyle çatışmaların merkez üssü haline geldi.
Hürmüz Boğazı’ndaki kritik adaların stratejik rolü
İran kıyılarındaki adalar, Tahran’ın deniz trafiğini kontrol etmesinde ve askeri savunma hatlarını kurmasında hayati bir rol üstleniyor:
- Keşm Adası: Hürmüz Boğazı’na paralel konumuyla ticari, turistik ve lojistik merkez niteliğinde. Buraya yakın ticari gemilerin hedef alınması, ekonomik yaptırımların sahadaki fiili yansıması olarak görülüyor.
- Hürmüz Adası: Boğazdan geçen tüm gemileri izleyen gelişmiş askeri radarların ve gözetleme sistemlerinin ana üssü durumunda bulunuyor.
- Larek Adası: İran’ın belirlediği giriş-çıkış rotalarını ayıran derin su yolunun kenarında yer alıyor ve dev petrol tankerlerinin geçişi için kritik konumda bulunuyor.
- Kiş, Sirik ve Lavan Adaları: Hem askeri donanma unsurlarına lojistik destek sağlıyor hem de Devrim Muhafızları’nın operasyonel hareketliliğini destekliyor.
- Hark Adası: İran petrol ihracatının kalbi ve ana yükleme merkezi olma özelliğini koruyor.
Limanlar ve kıyı savunma hatları vuruldu
ABD saldırıları, İran’ın güney sahil şeridinde yer alan ana liman altyapılarını farklı dalgalar halinde hedef aldı. Ticari ve askeri tesislerin iç içe geçtiği Bender Abbas Limanı başta olmak üzere; Bender Lenge ve Bender Hamir’deki hava savunma sistemleri, füze bataryaları ve kamikaze İHA üsleri operasyonların odağına yerleşti.
Öte yandan Hürmüz Boğazı’nın dışına taşarak Umman Denizi ve Hint Okyanusu’na açılan Cask, Konarak ve Çabahar limanları ile Basra Körfezi’ndeki Buşehr ve İmam Humeyni limanları da bu askeri baskıdan payını aldı.
Tankere karşı tanker: ABD’nin yeni caydırıcılık stratejisi
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın (CENTCOM) harekat planı ilk etapta İran’ın kıyı gözetleme ağını, İHA pistlerini ve füze rampalarını etkisiz hale getirerek deniz trafiği üzerindeki denetimini kırmayı amaçlıyordu. Ancak sürecin “kısasa kısas” döngüsüne girmesiyle yeni bir safhaya geçildi.
İran’ın güzergah dışına çıkan tankerleri hedef alma girişimlerine karşılık ABD, “tankere karşı tanker” resti çekerek İran’a ait petrol ve ticari yük gemilerini batırma tehdidinde bulundu. Washington’ın geçici uzlaşı muhtırasını uzatmayacağını ilan etmesinin ardından deniz ablukası derinleşirken; Tahran yönetimi ise ablukanın kalkmaması durumunda Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüseferin normale dönmeyeceğini vurguluyor.

















