Yemen’deki Husilerin Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da bulunan Kral Halid Uluslararası Havalimanı’na düzenlediği ölümcül saldırılar, Körfez hattındaki hava savunma mimarisini tartışmaya açtı. Dünyanın en gelişmiş çok katmanlı savunma sistemlerine sahip ülkeleri arasında yer alan Suudi Arabistan’ın, fırlatılan mühimmatları engellemekte neden yetersiz kaldığı sorusu askeri analistler tarafından mercek altına alınıyor.
Eylül ayından bu yana yoğunlaşan saldırı dalgasında balistik füzeler, seyir füzeleri ve kamikaze insansız hava araçları (İHA) eş zamanlı olarak kullanılıyor. Kral Halid Havalimanı’na isabet eden mühimmatların can kayıplarına yol açması ve sivil uçuşların durdurulması, en modern sistemlerin dahi aşılabilir zafiyetler barındırdığını gösterdi.
Saldırı taktiği: Farklı hız ve irtifaların karmaşası
Husilerin hava savunma ağlarını yanıltmak için karma taktikler uyguladığı belirtiliyor. Düşük irtifadan yavaş seyreden İHA’lar ile yüksek irtifadan ses üstü hızlara ulaşabilen balistik füzelerin aynı anda ateşlenmesi, radar takip sistemlerini doygunluğa uğratıyor.
Örgütün cephaneliğinde yer alan ve 2 bin kilometre menzile ulaşabildiği değerlendirilen hipersonik özellikli “Filistin-2” ile İran yapımı Gadr füzesinin türevi olan “Tufan” gibi orta menzilli balistik sistemler, tespit ve önleme süresini kritik düzeyde kısaltıyor. Ayrıca küme harp başlığı taşıyan varyantlar, havada tek bir hedeften çok sayıda mühimmata dönüşerek önleme bataryalarının işini daha da zorlaştırıyor.
Coğrafi büyüklük ve mühimmat stoku baskısı
Savunma uzmanları, Suudi Arabistan’ın karşı karşıya kaldığı temel zorlukları iki ana başlıkta topluyor:
- Geniş coğrafya ve sınır uzunluğu: Krallığın devasa yüzölçümü ve Yemen ile olan uzun sınırı, her noktanın kesintisiz biçimde hava savunma şemsiyesi altına alınmasını imkansız kılıyor. Çok sayıda girişim havada imha edilse dahi, savunma hattını aşan tek bir mühimmat stratejik tesislere ulaşabiliyor.
- Mühimmat stoklarındaki erime: ABD ve müttefiklerinin bölgedeki gerilimler nedeniyle Patriot ve THAAD önleme füzelerini yoğun biçimde tüketmiş olması, Krallık dahil bölge genelinde hava savunma füzesi stoklarının azalmasına yol açtı. Suudi yönetiminin dost ülkelerden ek hava savunma desteği talep ettiği belirtiliyor.
Sivil altyapıların hedef alınmasının stratejik etkisi
Uzmanlar, koalisyonun hava saldırılarıyla Husilerin füze depolarına ve montaj tesislerine ağır darbeler indirdiğini, bu nedenle örgütün elindeki füze sayısının sınırlı olabileceğini değerlendiriyor. Bu kısıtlama nedeniyle Husilerin yoğun salvodan ziyade tekli atışlarla doğrudan havalimanları gibi koruması güç sivil noktaları hedef alarak hava trafiğini aksatmayı ve maksimum stratejik etki yaratmayı amaçladığı ifade ediliyor.



















