Savunma sanayisinde tespit ve sensör teknolojilerinin stratejik önemi her geçen gün artarken, Türkiye bu alanda dünyada sayılı ülkelerin sahip olduğu kritik bir kabiliyete ulaştı. Hürriyet gazetesinin aktardığı habere göre Türk savunma sanayisinin lider şirketlerinden ASELSAN, geliştirdiği yerli kızılötesi dedektör ailesini stratejik askeri platformlara entegre etmeye başladı.
Modern askeri sistemlerin en kritik bileşenlerinden biri kabul edilen bu dedektörler; keşif ve gözetleme sistemlerinde, füze arayıcı başlıklarında, hedefleme sistemlerinde, insansız hava araçlarında ve savaş uçaklarında aktif olarak kullanılıyor.
Zorlu hava koşullarında “gece görüşü” ve kesintisiz takip
Geliştirilen teknoloji; gece, yoğun sis ve zorlu hava koşullarında hedeflerin yüksek çözünürlükle tespit edilmesini ve görüntülenmesini sağlıyor. Söz konusu teknolojinin ilk uygulamaları arasında, Altay ana muharebe tankında kullanılan “YAMGÖZ 200” gözetleme sistemi ile “Çelik Kubbe” hava savunma konsepti dahilinde görev yapan HİSAR sistemleri yer alıyor.
Eski Hava Kuvvetleri Komutanlığı yetkilileri, ASELSAN’ın bu hamlesinin Türkiye’nin operasyonel kabiliyetini doğrudan artıracağını belirtiyor. Modern hava harp tekniklerinde sadece geleneksel radar sistemlerine bağımlı kalmanın yeterli olmadığını vurgulayan uzmanlar, hedeflerin ısı izlerini takip eden kızılötesi sistemlerin belirleyici bir unsur haline geldiğine dikkat çekiyor.
F-35 gibi düşük radar izli uçaklara karşı termal üstünlük
Kızılötesi dedektörler, özellikle radar kesit alanı düşük (hayalet) hava araçlarının tespitinde büyük bir avantaj sunuyor. Uçakların radar izleri gizlenebilse dahi motor ve gövde yüzeyinde oluşan sıcaklık farklarını tamamen engellemenin mümkün olmaması, bu sensörlerin hedefleri ısı izinden yakalamasını sağlıyor.
Teknolojinin yerlileştirilmesi, operasyonel avantajın yanı sıra yüksek maliyetler ve ihracat kısıtlamaları (ambargolar) gibi dışa bağımlılık risklerini de ortadan kaldırıyor. Kendi elektro-optik sensörlerini üreten Türkiye, savunma sanayisindeki kritik dışa bağımlılığı azaltarak stratejik bir eşiği geride bırakmış oluyor.



