İran ile Umman arasında Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğini düzenlemeyi amaçlayan 60 günlük geçici mutabakat duyurusuna yönelik süreç hızlanırken, bu hamle ABD ile İran arasındaki müzakerelerin ikinci aşaması olarak değerlendiriliyor. Tahran yönetimi görüşmelerin yalnızca Umman ile yürütüldüğünü ısrarla belirtse de analistler, Maskat’ın arabuluculuğunda Washington’ın doğrudan ve dolaylı onayının bulunduğunu vurguluyor.
“Adım adım” formülü ve şartlar
Tahran’daki karar alıcıların Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi düzeyinde değerlendirdiği ve ABD’den resmi adımlar beklediği süreçte, İran “adım adım” prensibini şart koşuyor:
-
Abluka ve Yaptırımların Kaldırılması: İran tarafı, Hürmüz Boğazı’nın açılması karşılığında ABD’nin deniz ablukasını tamamen kaldırmasını, petrol ve petrokimya üzerindeki yaptırımları askıya almasını talep ediyor.
-
Ortak Rota ve Koordinasyon: İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, Umman ile gemilerin giriş-çıkış rotalarının haritalandırılması ve ortak bir seyrüsefer yönetimi kurulması hususunda mutabakata varıldığını bildirdi.
ABD’nin kırmızı çizgileri ve “zaman kazanma” stratejisi
ABD tarafında ise Washington yönetimi, Donald Trump’ın onaylamayacağı hiçbir anlaşmanın geçerli olmayacağını ifade ediyor. Washington, uluslararası bir su yolu olan Hürmüz Boğazı’nda İran’ın herhangi bir geçiş ücreti almasına ya da tek taraflı denetim kurmasına kesin olarak karşı çıkıyor. ABD yönetimi askeri seçeneği masada tutmakla birlikte bölgesel müttefiklerin telkinleriyle diplomatik kanallara öncelik veriyor.
Uzmanlar, İran’ın 60 günlük periyotlarla “zaman kazanma” taktiği izleyerek süreci ABD’deki Kasım ara seçimlerine kadar yaymayı hedeflediğini değerlendiriyor. Tahran yetkilileri ise iç politikada Devrim Muhafızları ile siyasi irade arasında bir görüş ayrılığı bulunmadığını, savaş durumunun sona ermesiyle boğaz yönetiminin uluslararası hukuk normlarına uygun şekilde yürütüleceğini belirtiyor.



