İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasında diplomatik bir uzlaşıya varılabileceğine dair olumlu sinyaller verilmesine rağmen, tarafların karşılıklı askeri tehditleri ve Tahran yönetiminin müzakere şartlarındaki ısrarı bölgedeki savaş riskini canlı tutuyor. Siyasi ve askeri kanalların eş zamanlı işletildiği krizde, Washington’ın değişen söylemi ile sahadaki askeri hazırlıklar birbiriyle çelişen bir tablo ortaya koyuyor.
İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai ve Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin açıklamaları, Washington’ın diyaloğu sürdürme arzusunu ve söylemindeki yumuşamayı teyit ediyor. Ancak Tahran yönetiminin masaya koyduğu temel güvenlik şartlarından geri adım atmadığı, yalnızca anlaşmanın takvimine ilişkin esneklik gösterdiği belirtiliyor.
Tahran’ın tavizsiz şartları ve Hürmüz Boğazı resti
İran tarafı nükleer müzakerelerin yeniden başlaması ve Hürmüz Boğazı’nın seyrüsefere tamamen açılması için Washington’a bir dizi ön koşul sunmuş durumda:
- Deniz Ablukasının Kaldırılması: İran limanlarına ve petrol tankerlerine yönelik askeri ve ticari ablukanın sonlandırılması.
- Tüm Cephelerde Ateşkes: Çatışmaların tüm cephe hatlarında durdurulması ve Tahran’ın dondurulan yurt dışı varlıklarının serbest bırakılması.
- Yeni Deniz Güzergâhı: Hürmüz Boğazı’ndan geçiş yapacak gemilerin Umman Sultanlığı ile üzerinde uzlaşılan rotaları kullanması ve boğazın İran yönetimi ve denetimi altında işletilmesi.
Söz konusu diplomatik temaslar yürütülürken İran Dini Lideri Mücteba Hamaney’in ordu komutanlarıyla gerçekleştirdiği toplantıdaki sert mesajları tansiyonu yeniden yükseltti. Silahlı kuvvetlere her türlü saldırıya anında karşılık verme talimatı veren Hamaney, olası bir misillemenin “hiçbir coğrafi sınırla kısıtlı kalmayacağını” ve çatışmanın sonunu Tahran’ın belirleyeceğini vurguladı.
Trump ile Netanyahu görüşmesi ve yeni askeri senaryolar
Bölgede diplomatik çözüm ihtimalleri tartışılırken, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında gerçekleşen telefon görüşmesi çatışmaların yeniden alevlenebileceği endişesini artırdı. Amerikan The Wall Street Journal gazetesinde yer alan değerlendirmelere göre, söz konusu temas askeri harekâtın yeniden başlatılmasına yönelik planlamaların gölgesinde yapıldı.
Trump’ın İran nükleer tesislerinin vurulması yönündeki açıklamaları ve sınırlı sayıda noktanın daha hedef alınması gerektiğini belirtmesi baskıyı artırırken, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio yönetimin önceliğinin diplomatik çözüm olduğunu ifade ediyor. İki taraf arasındaki en büyük tıkanıklık öncelik sıralamasında yaşanıyor; Washington nükleer dosyanın derhal açılmasını dayatırken, Tahran ablukaların ve ekonomik yaptırımların kaldırılmasını şart koşuyor.
Hürmüz Boğazı ve petrol fiyatları çıkmazı
Uluslararası uyuşmazlık çözümü uzmanı Dr. Muhammed Şarkavi, ABD Kongre ara seçimlerinin Trump’ın İran politikasında köklü bir değişim yaratmayacağı görüşünü savunuyor. Şarkavi; Başkan Yardımcısı JD Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun diplomasi mesajları vermesine rağmen net bir müzakere takvimi ortaya koymadıklarını, kapsamlı bir barış planı bulunmadığı için çatışmaların uzun bir sürece yayılabileceğini kaydediyor.
Öte yandan Trump’ın benzin fiyatlarını galon başına 3 dolara düşürme yönündeki seçim vaatleri, Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer krizi nedeniyle küresel enerji piyasalarında yaşanan dalgalanmalara takılıyor. Boğazdaki güvenlik risklerinin sürmesi, doğrudan Amerikan ekonomisini de olumsuz etkiliyor.
Askeri teyakkuz ve diplomatik belirsizlik
İran’ın el-Vifak gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Muhtar Haddad ise yürütülen müzakere çabalarına karşın askeri çatışma ihtimalinin yüksekliğini koruduğunu vurguluyor. Geçmişte yaşanan iki müzakere turunun da anlaşma beklentisine rağmen askeri saldırılarla kesintiye uğradığını hatırlatan Haddad, Tahran’ın sadece söylemlere güvenerek hareket etmeyeceğini ve ordunun en üst düzey alarm seviyesinde tutulduğunu belirtiyor.
Şubat ayında ABD ve İsrail’in İran’a yönelik hava harekâtıyla başlayan, nisan ayında ateşkese bağlanan ancak temmuz ayında yeniden nükseden gerilim hattında, somut bir anlaşma metni imzalanana kadar barış ile savaş arasındaki hassas dengenin korunması zor görünüyor.

















