ABD ile tırmanan gerilimin ardından uygulanan deniz ablukası, birçok ülkenin hava sahasını ve havalimanlarını İran uçaklarına kapatması ve kara sınır kapılarındaki tır geçişlerinin yavaşlaması, İran halkını olası en kötü senaryoya hazırlık yapmaya itti. Bankacılık transferlerinin felç olması ve tedarik zincirlerinin tıkanmasıyla baş gösteren fahiş fiyat artışları, başkent Tahran’da günlük tüketim alışkanlıklarını kökten değiştirdi.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kürsüsünden “halkın gıda ve ilaca erişimini engelleyen abluka” olarak nitelediği yaptırımlar, geçmişte net gıda ihracatçısı olan ülkenin temel tüketim dengelerini altüst etti.
Çarşıda reyonlar dolu ancak panik alışverişi başladı
Tahran genelindeki süpermarketlerde raflar henüz tamamen boşalmasa da sosyal medyada yayılan “kriz derinleşecek” uyarıları panik alımlarını tetikledi. Market arabalarını pirinç, un, makarna, bakliyat ve sıvı yağ gibi uzun ömürlü temel gıdalarla dolduran vatandaşlar, olası yeni bir askeri çatışma dalgasına karşı evlerini depoya dönüştürüyor.
Esnaf, stratejik depoların dolu olduğunu ancak ulusal para birimindeki rekor değer kaybı nedeniyle fiyatların her gün katlandığını belirtiyor. Yağ gibi bazı temel ürünlerde kişi başına tek şişe kotası uygulayan bakkallar, ani talep patlamalarının raf tedarikini saatler içinde tükettiğini aktarıyor.
Eczanelerde bebek maması ve ithal ilaç krizi
Güney Tahran’daki eczanelerde ise tedarik krizi daha belirgin hissediliyor. Birçok noktada bebek mamasının tükendiği, ithal ilaçların hızla piyasadan çekildiği ve halkın reçetesiz olarak geleceğe dönük ilaç depolamaya çalıştığı bildirildi. Sağlık otoritelerinin karaborsanın ve stokçuluğun önüne geçmek amacıyla her vatandaşın aldığı ilacı takip eden akıllı takip sistemlerini devreye aldığı ifade ediliyor.
Tedarik krizi yerel üreticiyi de vurdu. Ülkenin orta kesimindeki Kohgiluye ve Buyer Ahmed vilayetindeki elma üreticileri, komşu ülkelerin ticareti askıya alması ve sınır gümrüklerinde geçişlerin günlerce sürmesi nedeniyle hasadın büyük kısmını ihraç edemeyerek iç pazarda çürümeye terk etmek zorunda kaldıklarını vurguluyor.
“Abluka askeri hamlelerin başaramadığını hedefliyor”
İranlı strateji uzmanı Ali Rıza Takaviniya, diplomatik arabuluculukların tarafların taban tabana zıt talepleri sebebiyle sonuçsuz kalacağını ve mevcut tablonun askeri bir çatışmanın ön aşaması olduğunu savundu.
Ablukanın halkı hedef alan doğrudan bir “ekonomik silah” olduğunu belirten Takaviniya, dış güçlerin içeride ekonomik çöküntü yaratarak toplumsal kaos ve kitlesel protestoları tetiklemeyi umduğunu, Tahran yönetiminin kınama mesajları yerine deniz ablukasını fiilen kıracak cesur siyasi ve operasyonel kararlar alması gerektiğini ifade etti.







