İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin Japon mevkidaşı ile gerçekleştirdiği görüşmede dile getirdiği mesajlar, Washington ile yaşanan askeri ve diplomatik krizde “İslamabad Mutabakatı” metnini yeniden gündemin merkezine taşıdı. Mevcut gerilimin tırmanmasından ABD yönetimini sorumlu tutan Arakçi, krizden çıkışın sıfırdan bir anlaşma aramaktan değil, daha önce üzerinde uzlaşılan taahhütlere geri dönülmesinden geçtiğini belirtti.
Beyaz Saray tarafından haziran ayında ABD Kongresi’ne sunulan mutabakat metni; karşılıklı askeri operasyonların durdurulmasını, İran limanlarına uygulanan deniz ablukasının 30 gün içinde kaldırılmasını ve Hürmüz Boğazı’nda ticari gemilerin güvenli geçişine 60 günlük güvence verilmesini öngörüyordu. Taslak ayrıca Tahran’ın petrol ihracatına, bankacılık ve sigorta işlemlerine muafiyet tanınmasını ve dondurulan varlıkların serbest bırakılmasını içeriyordu. Ancak ilk takvimlerin dolması ve tarafların birbirini ihlalle suçlamasıyla süreç tıkandı.
“Taviz değil, diplomatik iyi niyet ve meşru haklar”
İranlı siyasi analist Aşkan Mumbini, Al Jazeera’ya yaptığı değerlendirmede Tahran’ın sürece savaşı önlemek amacıyla iyi niyetle girdiğini ancak bunun ulusal çıkarlardan taviz verileceği anlamına gelmediğini vurguladı:
“ABD’nin mutabakatı bozması diplomatik çözüm şansını baltaladı. Tahran’ın bu çerçeveye dönme isteği baskılar karşısında bir geri adım değil, diplomasiden kaçmadığının kanıtıdır. Ancak anlaşmanın yeniden canlanması için somut ve denetlenebilir garantiler şarttır. Ablukanın kalkması, dondurulan varlıkların iadesi ve barışçıl uranyum zenginleştirme hakkımızın tanınması bu güvencelerin başında gelir.”
Mumbini ayrıca Tahran yönetiminin Hürmüz Boğazı’nın güvenliğindeki egemen rolünün tescil edilmesini ve Amerikan müdahalelerinin yol açtığı maddi zararların tazmininin masaya yatırılmasını talep ettiğini kaydetti.
Körfez’de tanker savaşı ve seçim baskısı
Diplomatik temasların arka planında Hürmüz Boğazı hattında sıcak çatışmalar sürüyor. Washington’ın İran petrol tankerlerini hedef almasına Tahran yönetimi boğaz çevresindeki ticari gemilere müdahale ederek karşılık veriyor. Beyaz Saray, ticari deniz taşımacılığı tehdit altındayken müzakere yürütülemeyeceğini savunurken; İran tarafı seyrüsefer güvenliğini deniz ablukasının kaldırılması şartına bağlıyor.
Tahran Üniversitesi Öğretim Üyesi Fuad İzedi, Washington’ın yaklaşan Kongre seçimleri öncesinde gerilimi bir dış politika kozuna dönüştürmeye çalışabileceğini, buna karşın İran’ın askeri baskılara simetrik yanıtlarla maliyeti yükseltmeyi hedeflediğini belirtti. İranlı uzmanlara göre Tahran’ın İslamabad zeminindeki ısrarı, askeri tırmanışı dizginlerken petrol ve finans alanında somut kazanımlar elde etmeyi amaçlayan pragmatik bir müzakere manevrası olarak öne çıkıyor.

















