Washington ile Tahran arasındaki askeri gerilim tırmanmayı sürdürürken, uluslararası güvenlik ve dış politika uzmanları olası harekat senaryolarını masaya yatırdı. Analistlerin üzerinde uzlaştığı ortak nokta, her iki taraf için de yıkıcı sonuçlar doğurabilecek ucu açık ve topyekun bir bölgesel savaş ihtimalinin en zayıf senaryo olarak değerlendirilmesi oldu.
Buna karşın, masadaki en güçlü olasılık; kapsamlı bir savaştan kaçınarak sınırlı, hassas ve hedefe yönelik nokta vuruşlarla Tahran yönetimini müzakere masasına taviz vermeye zorlamak olarak öne çıkıyor. ABD iç siyasetindeki ekonomik ve siyasi dengeler ise Beyaz Saray’ın geniş çaplı bir maceraya atılmasını engelleyen temel fren mekanizmaları olarak işlev görüyor.
Masada ‘kapanış sahnesi’ için nokta vuruş hazırlığı
Orta Doğu politikaları uzmanı Mahcub ez-Zuveydi, askeri müdahale ihtimalinin masadan kalkmadığını vurguluyor. Zuveydi; ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ve İsrail ordusunun bölgedeki son askeri yığınaklarını, ortak tatbikatlarını ve güç dağılımlarını kanıt göstererek, diplomatik baskının sonuç vermemesi durumunda Washington’ın “son sahneyi kurgulamak” adına kısa süreli ve cerrahi bir operasyona yönelebileceğini belirtiyor.
İran eski Milletvekili Ali es-Sari de ne kapsamlı bir savaşın ne de koşulsuz bir barışın mümkün olduğunu kaydediyor. Sari’ye göre sahadaki strateji, tırmandırılan askeri ve ekonomik baskı yoluyla İran’ı masada belirli şartları kabule mecbur bırakmak ve asgari düzeyde de olsa bir uzlaşıya ulaşmak üzerine kurulu bulunuyor.
Ara seçim yenilgisi Trump’ın elini bağladı
Küresel Politika Enstitüsü Başkanı Paolo von Schirach ise geniş çaplı bir askeri harekat ihtimalini tamamen dışlıyor. Donald Trump liderliğindeki Cumhuriyetçi Parti’nin ara seçimlerde uğradığı ağır yenilginin Amerikan halkının yeni denizaşırı savaşlara duyduğu derin tepkiden kaynaklandığını hatırlatan Schirach, Beyaz Saray’ın İran’a doğrudan cephe açacak siyasi sermayeden yoksun olduğunu savunuyor.
İngiliz The Independent gazetesinin yayımladığı analizde ise sürecin önündeki üç olası patikaya işaret ediliyor:
- Zorlayıcı diplomasi: Askeri caydırıcılık gösterileriyle Tahran’ı taviz koparılan bir nükleer ve bölgesel müzakereye çekmek.
- Sınırlı hava harekatı: İran’ın stratejik altyapısını ve askeri tesislerini hedef alan kontrollü bir bombardıman dalgası.
- Tırmanma ve nükleer risk: Sürecin kontrolden çıkarak nükleer gerilim boyutuna evrilmesi riski.
Uzmanlar, Kongre’de çoğunluğu kaybeden yönetimin iç politikadaki maliyetler ve fırlayan enerji fiyatları nedeniyle riskli bir savaşa girmek yerine, baskı odaklı diplomatik manevraları sahada tutacağını değerlendiriyor.


















