İsrail Seçim Kurulu’nun resmi sonuçları onaylayarak aşırı sağın “seçim hilesi” iddialarını boşa çıkarmasının ardından, Filistin kökenli vatandaşları temsil eden siyasi partilerin Knesset’te 19 sandalye kazanarak tarihi bir rekora imza atması ülkede tansiyonu tırmandırdı. Seçim neticelerinin kesinleşmesiyle birlikte güvenlik bürokrasisi; Arap seçmenlerin yoğun yaşadığı beldelere yönelik sert polis baskınları, keyfi gözaltılar ve istihbarat sorgulamaları başlattı. Ortak Liste ve Birleşik Arap Listesi’nin (Ra’am) elde ettiği bu sandalye sayısı, Binyamin Netanyahu karşısındaki muhalefetin yeni hükümeti kurma ihtimalinde anahtar bir rol üstlenmelerini sağladı. Sandıktan çıkan tablodan rahatsız olan Başbakan Netanyahu ve aşırı sağcı ortakları ise Arap partilerinin oy patlamasını “yasa dışı müdahalelerin sonucu” olarak niteleyerek sonuçları gayrimeşru ilan etmeye çalışıyor.
Güvenlik güçlerinden baskı ve gözaltı dalgası
Siyasi analist Memun Ebu Amir, El Cezire’ye yaptığı değerlendirmede hükümetin başlattığı bu karşı hamlenin önceden kurgulandığını belirtti. Özellikle Necef (Negev) bölgesinde ve Bedevi köylerinde sandığa katılım oranlarının tarihi seviyelere ulaşmasının İsrail siyasi müesses nizamını sarstığını vurgulayan Ebu Amir, Likud’un yenilgiyi örtbas etmek için dezenformasyon mekanizmalarını devreye soktuğunu ifade etti. Ortak Liste bileşenlerinden Ta’al Partisi lideri Ahmed Tibi de İsrail televizyonu Kanal 12’nin haberine dikkat çekerek; Likud partisinin seçim öncesinde olası bir yenilgiye karşı “seçimlerde usulsüzlük yapıldığı” algısını yaratacak dosyaları hazırda tuttuğunu dile getirdi. Tibi, sandık günü “oy satın alma” iddiasıyla gözaltına alınan Ra’am gönüllülerinin mahkeme tarafından hızla serbest bırakıldığını ve iddiaların içinin boş çıktığını belirterek, “Dağ fare doğurdu” dedi. Operasyonların medya ayağında ise gazeteci ve aktivist Abd Ebu Şehade, İsrail iç istihbarat servisi Şin Bet ve polis ekiplerince gözaltına alındı. Balad Partisi Başkanı Sami Ebu Şehade, adımı seçim iradesini çalma girişimi olarak nitelendirdi.
Yargı ve istihbaratta kriz: Başsavcı hedef tahtasında
Netanyahu ve kabinedeki aşırı sağcı ortaklarının başlattığı baskı süreci, ülkenin adli makamlarını da doğrudan hedef aldı. Şin Bet Direktörü David Zini’nin “yabancı müdahale” iddiaları gerekçesiyle Ahmed Tibi ve Mansur Abbas gibi önde gelen Arap milletvekillerini resmi sorguya çekme talebi, İsrail Başsavcısı Gali Baharav-Miara tarafından kesin bir dille reddedildi. Başsavcının yasalara dayanarak izin vermemesi üzerine aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Baharav-Miara’nın derhal görevden alınmasını istedi. Birleşik Arap Listesi lideri Mansur Abbas ise Arap kamuoyunu karalamaya yönelik hiçbir asılsız ithamdan korkmadıklarını ve bağımsız adli çerçevede her türlü denetime açık olduklarını açıkladı.
Sistematik baskı ve 19 sandalyenin gücü
İnsan hakları uzmanı Mustafa İbrahim, Filistin kökenli vatandaşlara yönelik bu tutumun 1948 Nekbe’sinden ve 1966’ya kadar süren askeri yönetim döneminden bu yana sürdürülen devlet politikasının bir uzantısı olduğunu kaydetti. Topluluğun yıllardır bir “beşinci kol” veya “iç düşman” gibi yaftalandığını belirten İbrahim, bu yıl içinde Arap yerleşim yerlerinde güvenlik zafiyeti sebebiyle yaşanan şiddet olaylarında 190’ı aşkın kişinin hayatını kaybettiğini hatırlattı. Knesset’teki güçlerini kendi toplumlarının haklarını savunmak ve hükümeti devirmek için kullanacaklarını vurgulayan Ahmed Tibi, sürecin siyasi boyutuna şu sözlerle dikkat çekti: “Geçmişte yalnızca vatanseverliğimizden rahatsız oluyorlardı, bugün ise artan siyasi etkimizden ve gücümüzden korkuyorlar. İlk somut adımımız onları meclis zemininde siyaseten alaşağı etmek olacak. Ancak yalnızca onları devirmekle kalmayacak, halkımızın maruz kaldığı bu adaletsiz gerçekliği kökünden değiştirmek için sonuna kadar mücadele edeceğiz.”
















