Mısır’ın Gize kentinde görülen bir cinayet davası, duruşma salonunda yaşanan akılalmaz bir sahneyle ülke sınırlarını aşan büyük bir tartışmanın fitilini ateşledi. İki küçük çocuğunu kaybeden bir baba, evlatlarını klor enjekte ederek kasten öldürmekle yargılanan baş şüphelinin yanına giderek ona sarıldı ve hakkındaki şikayetini geri çektiğini açıkladı. Gize Ceza Mahkemesi salonundaki bu görüntülerin basına sızması, sosyal medyada ve kamuoyunda büyük bir öfke dalgasına yol açtı.
Olayı trajik ve sarsıcı kılan en temel ayrıntı ise sanıklar ile baba arasındaki doğrudan kan bağı oldu. Babanın sarılarak affettiği baş şüpheli, öldürülen miniklerin öz babaannesiydi. Davada babaannenin yanı sıra kız kardeşi ve kızı (çocukların halası) da aynı suça iştirak etmekle yargılanıyor.
“Anneme kıyamam, evlatlarımın bedelini Allah’a bıraktım”
Mısır basınında yer alan duruşma tutanaklarına göre acılı baba, kendi ailesinin böylesine korkunç bir vahşete karışmış olabileceğine inanmadığını savundu. Mahkeme heyetinin huzurunda, “Anneme kıyamam, evlatlarımın acısını ve mükâfatını Allah’a havale ettim” diyerek af kararını duyuran babaya, mahkemenin izniyle annesine sarılma hakkı tanındı.
Duruşmada yalnızca babaanneye sarılmakla yetinilmedi; çocukların yasal mirasçısı konumundaki anne ve babanın ortak avukatı, her üç kadın sanık hakkındaki şikayetlerden resmen vazgeçildiğini ve tazminat davasının düşürüldüğünü belirten resmi feragatnameyi mahkemeye sundu.
Karar Mısır kamuoyunda infial yarattı
Görüntülerin yayılmasının ardından çok sayıda hukukçu ve sivil toplum kuruluşu duruma sert tepki gösterdi. İki masum çocuğun ölüm fermanını imzalayanların “öz anne” dahi olsa affedilemeyeceğini vurgulayan eleştirmenler, bu adımı masumların can hakkından vazgeçmek olarak nitelendirdi.
Halk arasında sıkça kullanılan “Evlattan daha değerlisi sadece evladın evladır (torundur)” atasözünü hatırlatan vatandaşlar, geleneksel şefkat figürü olan bir babaannenin nasıl böylesi planlı bir caniye dönüşebildiğini ve babanın bu tavrının “ana hakkı” kavramıyla meşrulaştırılamayacağını savundu. Kamuoyu vicdanı, çocuk cinayetlerinin aile içi bir mesele olmadığını, toplumun tamamını ilgilendirdiğini dile getiriyor.
“Yılan soktu” yalanı ve otopside çıkan klor gerçeği
Korkunç cinayetin ayrıntıları, Gize’nin güneyindeki El-Ahsas köyünde bulunan aile evine dayanıyor. Savcılığın hazırladığı resmi iddianameye göre babaanne, kız kardeşi ve kızı; çocukların annesinden intikam almak amacıyla akılalmaz bir plan yaptı.
İlk olarak Rahme isimli kız çocuğu hedef alındı. Çığlıklar üzerine koşan anne, kızının karnındaki morluk ve yaraları gördüğünde aile üyeleri olayın “yılan sokması” olduğunu öne sürdü. Yoğun bakıma kaldırılan ve ameliyatlara alınan çocuğun durumu ciddiyetini korurken, caniler bu kez anne karnında olan ve nisan ayında dünyaya gelen Rahim bebeği hedef aldı.
Adli tıp incelemeleri, iki çocuğun vücuduna doğrudan saf klor enjekte edildiğini belgeledi. Yeni doğan Rahim nisan ayında, ablası Rahme ise hastanede verdiği yaşam mücadelesini kaybederek 24 Mayıs tarihinde hayata veda etti.
Anne neden şikayetinden vazgeçti?
Çocukların annesinin af kararı vermesindeki arka planı ise avukatı Üsame Hasan aydınlattı. Cinayetlerin ardından evi terk eden kadının, köyün ileri gelenleri ve akrabaların araya girmesiyle eşiyle barıştırıldığı öğrenildi. Anlaşmaya göre koca, cinayetlerin işlendiği aile evinden ve ailesinden uzakta yeni bir ev tutmayı kabul etti. Anne ise bu uzlaşmanın ardından duruşmadan 48 saat önce avukatına vekalet vererek şikayetinden vazgeçti.
Dava şikayetten vazgeçilse de kapanmıyor
Mısır Yargıtay Avukatı Amr Abdüsselam, kamu davası niteliği taşıyan kasten adam öldürme suçlarında şahsi şikayetten vazgeçmenin yargılamayı durdurmayacağını açıkladı. Abdüsselam, feragatin mahkeme heyeti tarafından yalnızca olası bir iyi hal ya da hafifletici sebep değerlendirmesinde takdire bağlı olarak dikkate alınabileceğini, ancak beraat veya davanın düşmesi sonucunu doğurmayacağını belirtti.
Duruşmada tüm suçlamaları reddeden sanık avukatları, Adli Tıp raporunu hazırlayan hekimlerin çapraz sorguya alınmasını talep etti. Mahkeme heyeti davayı esastan görüşmek üzere 9 Aralık tarihine erteledi.


















