Yemen’in yıllardır abluka altında yaşam mücadelesi veren kenti Taiz, keskin nişancı kurşunları ile yakılan devasa çöp dağlarının dumanı arasında boğuluyor. Şehrin kuzeyindeki Usayfira su kanalından yükselen siyah dumanlar ve etrafa yayılan zehirli gazlar yerleşim yerlerini kaplarken; çöp kamyonlarının ana döküm sahasına ulaşamaması krizi çevre ve halk sağlığını tehdit eden kitlesel bir felakete dönüştürdü.
Kentteki atık krizi, ekim ayı başından itibaren kontrol noktalarında konuşlu Husilerin ana depolama alanına giden güzergahı hedef almasıyla kontrolden çıktı. Çöp kamyonlarının keskin nişancılar tarafından doğrudan hedef alınması üzerine şehirden atık tahliyesi tamamen durdu. Temizlik araçlarının çalışamaması ve yakıt kıtlığı sebebiyle ekipler, toplanan tonlarca evsel atığı yerleşim yerlerinin ortasındaki yağmur kanallarına dökmek ve ateşe vermek zorunda kalıyor.
Günde 600 ton atık sokaklarda yakılıyor
Taiz Temizlik Projesi Müdürü Muhammed İbrahim, kentin günde ortalama 550 ila 600 ton, yılda ise yaklaşık 200 bin ton atık ürettiğini kaydetti. İbrahim; abluka koşulları, temas hatlarındaki ana çöp depolama alanının silah zoruyla ulaşıma kapanması ve akaryakıt yokluğunun belediye araçlarını fiilen çalışamaz hale getirdiğini belirtti.
Kurum gelirlerinin sıfırlandığını ve araçların bakımının dahi yapılamadığını vurgulayan yetkililer, mevcut şartlar sürdükçe sokakların tamamen kontrolsüz çöplüklere dönüşeceği uyarısında bulundu. Yaşadıkları çaresizliği anlatan mahalle sakinleri ise zehirli dumandan en çok bebeklerin, çocukların ve yaşlıların etkilendiğini; nefes darlığı ve zehirlenme vakalarının her evde baş gösterdiğini aktarıyor.
Su üretimi yarı yarıya düştü: Kolera ve dang humması tehlikesi
Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA), UNICEF ve Dünya Gıda Programı (WFP), Taiz’deki tedarik koridorlarının kesilmesi nedeniyle krizin boyutunun katlandığını bildirdi. BM Yemen İnsani Yardım Koordinatörü Julien Harneis, şehirdeki içme suyu üretim kapasitesinin yakıt krizi nedeniyle yüzde 50 oranında gerilediğini, tankerle taşınan suların bedelinin ise üç katına çıktığını duyurdu.
BM sağlık kuruluşları, atık yönetiminin çökmesiyle birlikte şu ölümcül risklerin kapıda olduğuna dikkat çekiyor:
- Epidemik salgınlar: Su kanallarına yığılan atıkların sivrisinek üreme alanına dönüşmesi, dang humması ve sıtma vakalarında patlama riski doğuruyor.
- Akut yetersiz beslenme: UNICEF verilerine göre Taiz vilayetinde taranan 168 bin çocuktan 52 bini aşkınında akut yetersiz beslenme tespit edilirken, bunlardan 11 bin 500’ü ölüm riski taşıyan ağır safhada bulunuyor.
- Zehirli duman zehirlenmesi: Plastik ve kimyasal atıkların açık alanda kontrolsüzce yakılması sonucu solunan gazlar, kronik astım ve kalıcı akciğer hasarlarına yol açıyor.
Çifte kuşatma: Ekmek kadar temiz hava da tükendi
Ablukanın yalnızca gıda, gaz ve temel ihtiyaç maddelerini kesmekle kalmadığı; yerel belediyecilik ve çevre altyapısını tamamen imha ettiği Taiz’de halk, silahların gölgesinde hayatta kalmaya çalışırken sokaklarda yükselen zehirli dumanların insafına terk edilmiş durumda. Uluslararası toplumdan acil güvenli koridor açılması talep ediliyor.


















