ABD Başkanı Donald Trump’ın, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile vardığı mutabakat doğrultusunda İsrail’e sağlanan askeri yardımların 2026 yılı sonunda kesileceğini duyurması, Tel Aviv’in güvenlik ve ekonomi çevrelerinde geniş yankı uyandırdı. Yıllık 3,8 milyar dolarlık desteğin aniden sonlandırılması ihtimali, perde arkasında yapılan görüşmelerin mahiyeti ve olası askeri maliyetler hakkında soru işaretlerine yol açtı.
İsrail basını, Trump’ın yardımın derhal kesileceğine yönelik beyanatları ile masada yürütülen 10 yıllık kademeli azaltma müzakereleri arasındaki tezatı gündeme taşıdı. Söz konusu adımın savunma bütçesi, devam eden askeri tedarik sözleşmeleri ve iki ülke arasındaki stratejik ortaklık üzerinde yaratacağı etkiler tartışılıyor.
Perde arkasındaki mutabakat ve bürokratik çatlak
Gelişmeler, Trump’ın Fox News mülakatında Netanyahu ile aylar önce 4 milyar dolarlık yardımı sonlandırma konusunda anlaştıklarını belirtmesiyle gün yüzüne çıktı. İsrail basınındaki kulis bilgilerine göre Netanyahu, dönemin Stratejik İşler Bakanı Ron Dermer’in tavsiyesiyle Aralık 2025’te Mar-a-Lago’daki görüşmede bu öneriyi Trump’a bizzat sundu.
Önceki yardım anlaşmasının müzakerecisi ve eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Yaakov Nagel’in itirazlarına rağmen sunulan plan, askeri yardımların 10 yıl içinde sıfırlanmasını, karşılığında ortak araştırma ve istihbarat teknolojilerine odaklanılmasını öngörüyordu. Ancak Trump’ın süreci bir yıla indirerek yardımı 2026 sonunda tamamen keseceğini açıklaması, henüz taslak aşamasındaki müzakerelerle Washington’ın taahhütleri arasında büyük bir uçurum oluşturdu.
Savunma bütçesinde milyarlarca dolarlık açık riski
Mevcut askeri yardım protokolü 2028 yılında sona eriyor. İsrail Savunma Bakanlığı, 2027 ve 2028 yıllarına ait toplam 7,6 milyar dolarlık kaynağı gelişmiş savaş uçakları ve helikopter alımlarına bağlamış durumda. Yardımın öngörülen tarihten önce kesilmesi halinde bu maliyetlerin doğrudan İsrail bütçesinden karşılanması gerekecek. Uzmanlar, bunun bütçede yıllık yaklaşık 12 milyar şekellik bir açık oluşturacağını ve kamu harcamalarında kesintilere yol açacağını hesaplıyor.
İsrail Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü (INSS) verilerine göre Amerikan yardımları, İsrail’in gayrisafi yurt içi hasılasının yaklaşık yüzde 0,5’ine karşılık gelse de toplam savunma bütçesinin yaklaşık yüzde 15’ini oluşturuyor. Kaynağın aniden kesilmesinin, özellikle bölgesel tehditlerin ve olası çatışma risklerinin sürdüğü bir dönemde modernizasyon projelerini geciktirebileceği değerlendiriliyor.
Askeri bağımsızlık mı yoksa yeni bir bağımlılık mı?
İsrail Maliye Bakanlığı çevrelerinde yardımın kesilmesini yerli savunma sanayiini güçlendirecek ve Amerikan pazar şartlarına olan bağımlılığı azaltacak bir fırsat olarak görenler bulunuyor. Yetkililer, yardım şartları nedeniyle zorunlu kılınan bazı Amerikan ekipmanlarının alım mecburiyetinin ortadan kalkacağını savunuyor.
Buna karşın güvenlik uzmanları, genel yardım anlaşmasının sona ermesi durumunda İsrail’in her bir silah alımı için Washington ile ayrı siyasi müzakereler yürütmek zorunda kalacağını belirtiyor. Eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot ve güvenlik analistleri, böylesi bir tablonun İsrail’i bağımsız kılmaktan ziyade ABD’nin anlık siyasi baskılarına çok daha açık hale getireceği uyarısında bulunuyor.


















