Mısır kamuoyunda geniş yer tutan Ekim Savaşı anma etkinlikleri, bu yıl sosyal medya platformlarında hızla yayılan yapay zeka içerikleriyle yeni bir boyut kazandı. 6 Ekim 1973 tarihinde patlak veren ve Mısır askeri birliklerinin Süveyş Kanalı’nı geçerek İsrail kontrolündeki Bar Lev Hattı tahkimatını aşmasını temel alan tarihi hadise, dijital simülasyonlarla yeniden üretildi.
Kullanıcılar; çölde çatışan, bayrak diken ve dönemin askeri ekipmanlarıyla mevzilerde yer alan asker figürlerini yapay zeka aracılığıyla görselleştirerek paylaştı. Ancak bu akımın yalnızca savaş sahnelerini canlandırmakla kalmayıp bireysel fotoğrafların tarihi kadrajlara eklenmesi noktasına varması, ülkede arşiv güvenliği ve kolektif hafıza tartışmalarını tetikledi.
Kullanıcılar kendilerini 1973 yılındaki cepheye yerleştirdi
TikTok ve X gibi platformlarda dolaşıma giren komut dosyaları (prompt), kullanıcıların kendi vesikalık fotoğraflarını 1970’li yılların askeri üniformalarını giymiş asker portrelerine dönüştürmesine olanak tanıdı. Komutlarda özellikle dikkat çeken ayrıntı, üretilen görsellerin dijital çizim gibi değil; hafif grenli, çizikli ve dönemin basın fotoğraflarını andıran bir belgesel estetiğinde talep edilmesi oldu.
Kullanıcıların, Bar Lev Hattı’nın kum tepelerine basınçlı su sıkan askerler arasına kendi yüzlerini eklemesi, içeriği tüketen kitleyi sadece izleyici olmaktan çıkarıp kurgusal bir askeri anlatının parçası haline getirdi.
Dijital anma mı, tarihi hafızanın aşınması mı?
Ortaya çıkan görseller sosyal medya kullanıcılarını ikiye böldü:
- Tarihsel değerin basitleştirildiği eleştirisi: Bir kesim, Ekim Savaşı gibi kritik bir ulusal dönüm noktasının sosyal medya filtreleri ve yapay zeka görselleriyle basite indirgenemeyeceğini savundu. Yapılan yorumlarda, gerçek askeri tecrübenin ve o döneme ait mucizenin dijital algoritmalarla yeniden inşa edilemeyeceği belirtildi.
- Genç nesille bağ kurma argümanı: Diğer kesim ise bu teknolojinin tarihi unutulmaktan kurtardığını, genç nesillerin geçmişle bağ kurabilmesi için modern ve etkileşimli bir yöntem sunduğunu öne sürdü.
Arşiv belgeleri ile yapay zeka üretimi arasındaki sınır
Görsellerin gerçek arşiv karelerine benzer biçimde üretilmesi, dezenformasyon ve görsel mirasın korunması konularında endişeleri artırdı. Mısır Devlet Enformasyon Servisi’nin (SIS) resmi arşivlerinde yer alan su pompaları, askeri teçhizat ve cephe fotoğrafları, yapay zekanın veri setinde en sık başvurduğu öğeler oldu. Uzmanlar, üretilen içeriklerin açıkça yapay zeka etiketi taşımaması durumunda, ilerleyen yıllarda gerçek tarihi belgelerle sahte dokümanların birbirine karışabileceği uyarısında bulunuyor.
Görsellerden film projelerine: “Yönerge 41”
Teknolojinin kullanımı tekil fotoğraflarla sınırlı kalmayarak dramatik kurgulara da taşındı. X platformunda paylaşılan ve 9 dakika sürdüğü belirtilen “Yönerge 41” (Directive 41) adlı kısa filmin tamamen yapay zeka araçları kullanılarak hazırlandığı açıklandı.
Dijital canlandırmaların sanatsal veya deneysel çalışmalar olarak açıkça tanımlanmasının gerekliliğine dikkat çeken araştırmacılar, teknolojinin tarihi yeniden yazamayacağını, yalnızca yeni nesillere yönelik tartışma zeminleri oluşturabileceğini vurguluyor.







