Yemen sahasında Eylül 2026 başında patlak veren yeni çatışma dalgası, Ensarullah (Husiler) ile meşru hükümete bağlı askeri unsurlar arasındaki askeri dengeyi yeniden tartışmaya açtı. Özellikle Hudeyde’nin güneyi ile Taiz’in batısını kapsayan batı sahil şeridinde tırmanan askeri operasyonlar, 2022’deki Birleşmiş Milletler (BM) ateşkesinden bu yana devam eden “ne savaş ne barış” döneminin sona erdiğini ve statik temas hatlarının yerini akışkan bir cephe dinamiğine bıraktığını gösteriyor.
Coğrafi yapısı son derece sarp ve karmaşık olan Yemen’de askeri kontrol kavramı, yalnızca haritada kaplanan yüzölçümü üzerinden değil; ateş hakimiyeti, lojistik ikmal güvenliği ve idari varlık kriterleriyle tanımlanıyor.
Taktik ilerleme ile kalıcı kontrol arasındaki fark
Son günlerde Muha (El-Moha) ve stratejik Babülmendep Boğazı çevresinde yaşanan hızlı mevzi değişiklikleri, geçici taktik kazanımlar ile yerleşik askeri kontrol arasındaki farkı öne çıkardı:
- Taktik ve Geçici İlerleme: İkmal hatları güvenceye alınmadan, tahkimat tamamlanmadan ve karşı taarruzlara dayanıklılık test edilmeden sağlanan hızlı yarmalar veya tepe/yol kontrolleri geçici askeri kazanım olarak nitelendiriliyor. Kahbub, El-Vaziiye, El-Kedha ve Makbene hatlarındaki mevzi değişimleri bu niteliği taşıyor.
- Kalıcı Askeri Kontrol: Güvenli lojistik ağlar, arka cephe üsleri, mühendislik tahkimatları ve idari mekanizmalarla desteklenen uzun vadeli mevcudiyeti ifade ediyor. Husilerin başkent Sana ve kuzey dağlık bölgelerindeki hakimiyeti ile hükümet güçlerinin doğu ve güney vilayetlerindeki yerleşik varlığı bu tanıma uyuyor.
Eylül 2026 çatışma eksenleri ve cephe hatları
Son operasyon dalgası birden fazla vilayeti içine alan geniş bir yay üzerinde yürütülüyor:
- Batı Sahili ve Babülmendep Ekseni: Husilerin doğudan batıya ani bir yarma harekatıyla Muha’ya, Mayun (Perim) Adası açıklarına ve Hays ile El-Hoha bölgelerine yönelmesi, uluslararası deniz taşımacılığı koridorunu doğrudan tehdit eden kritik bir gelişme oldu. Hükümet güçleri buna karşılık Zu Bab bölgesinde yeni bir operasyon karargahı kurarak yoğun hava destekli karşı saldırılar başlattı.
- Taiz Ekseni (Merkez Cephe): Makbene, El-Kedha ve Cebel Habeşi hatlarında şiddetli çatışmalar sürerken, hükümet birlikleri Şemayeteyn ilçesindeki stratejik Karfan Dağı’nı kontrol altına alarak Lahic ve sahil şeridine bakan hakim yükseltileri emniyete aldı.
- Cevf ve Marib Ekseni (Kuzeydoğu): Batı sahilindeki baskıyı kırmak amacıyla hükümet güçleri El-Hazm’ın doğusundaki El-Lebnat Askeri Kampı’nı ele geçirdi. Marib’in güneyindeki Harib ve El-Cübe ilçelerinde ise sızma girişimleri yoğunlaştı.
- Beyda ve Dali Ekseni (İç Hatlar): Hükümet güçleri Beyda’nın Ez-Zahir cephesinde Hayd el-Hazzan ve En-Nasıfa mevkilerini ele geçirirken, hava unsurları Husi tahkimatlarını vurarak ilerleyişi korumaya çalıştı.
Sahilde 100 kilometrelik hat ve “Ölüm Kutusu” taktiği
Askeri uzmanlar, Husilerin kıyı boyunca yaklaşık 100 kilometrelik bir alana yayılmasının ciddi bir lojistik risk barındırdığına dikkat çekiyor. Dağlık Taiz yükseltilerinin kontrol edilmeden sahil şeridinde kalıcı tutunmanın zor olacağı belirtilirken, hükümet güçleri sahil hattında “ölüm kutusu” (kill box) taktiğini devreye soktu.
Muha ile Zu Bab arasında kalan ve Taiz bağlantısını içeren alanda uygulanan bu doktrin; koordinatları belirlenmiş harekat sahasında hava ve kara unsurlarına anlık onay beklemeden doğrudan hedef imha yetkisi tanıyor. Taktik hamleyle, Husilerin açık arazide savunmasız kalan ikmal konvoylarının vurulması ve sahil hattındaki unsurların tecrit edilmesi amaçlanıyor.
Yemen sahasındaki bu yeni askeri dinamizmin haritada kalıcı bir sınır değişimine dönüşüp dönüşmeyeceği, Husilerin hava akınlarına karşı tutunma kapasitesi ile hükümet birliklerinin karşı kara harekatlarını ne ölçüde sürdürebileceğine bağlı olacak.
















