Filistin Siyaset Araştırmaları Merkezi tarafından yayımlanan bir araştırma, İsrail’in uluslararası kamuoyundaki imajının tarihindeki en düşük seviyelerden birine gerilediğini ortaya koydu. Pew Research Center’ın 36 ülkeden 44 binin üzerinde katılımcıyla gerçekleştirdiği verilere dayandırılan raporda, dünya genelinde İsrail’e yönelik olumsuz bakış açısının %67 gibi yüksek bir orana ulaştığı belirtildi.
ABD’deki stratejik değişim
İsrail’in en önemli müttefiki konumundaki Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşanan değişim, araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri oldu. 2022 yılında İsrail’e yönelik olumsuz tutuma sahip Amerikalıların oranı %42 iken, 2026 yılı itibarıyla bu oranın %60’a yükseldiği gözlemlendi. Özellikle Cumhuriyetçi Parti tabanında, 50 yaş altı seçmenlerin %57’sinin İsrail’e yönelik olumsuz bir görüşe sahip olması, geleneksel siyasi dengelerin değişmekte olduğunun bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Negatif bakışın arkasındaki üç temel faktör
Araştırma, İsrail karşıtı bu küresel yükselişi üç ana nedene bağlıyor:
- Dijital Bilgi Devrimi: Geleneksel medya kuruluşlarının tek taraflı yayıncılık tekelinin kırılması ve sosyal medyanın özgürleştirici etkisi.
- Anlık Saha Görüntüleri: Gazze’deki olayların doğrudan, filtresiz ve anlık olarak dünya genelindeki milyonlarca izleyiciye ulaşması.
- Radikal Söylemler: İsrailli sağcı bakanların (özellikle Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich gibi isimlerin) dijital platformlarda yayılan kışkırtıcı ve “şiddet içeren” söylemleri.
Siyasi yaptırımlar ve “kuşak farkı”
Araştırma, İsrailli aşırı sağcı bakanların kullandığı dilin diplomatik sonuçlarına da dikkat çekiyor. Birleşik Krallık, İrlanda, Fransa, İspanya ve Kanada gibi ülkelerin bu bakanlara yönelik uyguladığı yaptırım ve kısıtlamalar, uluslararası diplomasi tarihinde nadir görülen bir gelişme olarak kaydedildi.
Öte yandan, 2024 baharında dünya genelindeki 180’den fazla üniversitede gerçekleşen öğrenci protestoları, “kuşak farkı” olgusunu somutlaştırdı. Filistin davasına dair algının genç nesiller nezdinde köklü bir değişime uğradığı ve bu durumun stratejik bir fırsat sunduğu ifade ediliyor.
Filistin Siyaset Araştırmaları Merkezi, bu küresel eğilimi fırsata çevirmek amacıyla profesyonel bir dijital medya stratejisi geliştirilmesi, hukuk ve diplomasi kanallarının aktif kullanımı ile Filistin hafızasını koruyacak uluslararası erişime açık bir “ulusal dijital arşiv” kurulması çağrısında bulunuyor.

