ABD Başkanı Donald Trump, küresel siyasetteki en büyük iki çatışmanın merkezinde yer alan liderleri aynı gün Beyaz Saray’da ağırladı. Trump, Washington yerel saatiyle sabah 09:30’da Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskyy ile bir araya gelirken, bu görüşmeden sadece 90 dakika sonra İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu kabul etti. İkili temasların ardından her üç lider, hayatını kaybeden Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham için düzenlenen anma törenine katıldı.
Göreve dönmeden önce “sonu gelmeyen savaşları bitirme” sözü veren ve kısa sürede uluslararası barış yapıcı imajını öne çıkaran Trump, her iki krizde de ABD’nin merkezi rolünü yönetme sınavıyla karşı karşıya bulunuyor. Graham’ın anma töreni ise hem Ukrayna’nın silahlandırılmasını hem de İsrail’in İran’a karşı desteklenmesini savunan sembolik bir arka planda gerçekleşti.
Devralınan Savaş: Rusya-Ukrayna Çıkmazı
Trump, Şubat 2022’de başlayan Rusya-Ukrayna savaşını sık sık selefi Joe Biden’ın yetersiz politikalarına bağlayarak “Biden’ın savaşı” olarak nitelemiş ve hızlı bir şekilde bitirme sözü vermişti. Ancak Beyaz Saray’a dönüşünün üzerinden geçen süreye rağmen savaş devam ederken, Kiev yönetimi ile Moskova arasındaki temel uyuşmazlıklar varlığını koruyor.
Zelenskyy’nin Önceliği Hava Savunması ve Füze Sistemleri
Washington’a gelmeden önce İngiltere’ye kısa bir ziyaret gerçekleştirerek Başbakan Andy Burnham ile görüşen Zelenskyy, Rus hava savunma sistemlerinin insansız hava araçlarını tespit etmesini engelleyen “Stone Clock” teknolojisi ve askeri yardımlar üzerine temaslarda bulundu. Beyaz Saray’daki görüşme öncesinde açıklama yapan Ukrayna lideri, ABD ile stratejik iş birliğinin ve balistik füze savunma sistemlerinin (Patriot) birinci öncelikleri olduğunu vurguladı.
Moskova cephesinden ise görüşmeye tepki geldi. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Washington’ın barışçıl çözüm beyanlarına karşılık NATO üzerinden Ukrayna’ya silah sevkiyatını sürdürmesini “çifte standart” olarak nitelendirdi. ABD Savunma Bakanlığı’nın Ukrayna için ayrılan 400 milyon dolarlık fonun harcamasını 2029 yılına kadar erteleyebileceğini Kongre’ye bildirmesi de Kiev’in mühimmat talepleri üzerindeki belirsizliği artırıyor.
Başlatılan Savaş: İran ile Sıcak Çatışma
Ukrayna krizini devralan Trump yönetimi, 28 Şubat 2026 tarihinde İsrail ile koordineli olarak başlattığı “Destansı Öfke” (Epic Fury) kod adlı askeri operasyonla İran ile doğrudan bir savaşın tarafı oldu. Operasyonun başlangıcında İran’ın balistik füze kapasitesini yok etmeyi ve deniz gücünü etkisiz hale getirmeyi hedefleyen Washington, gelinen noktada Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğini güvenliğe almayı önceliklendiriyor.
İsrail ile Görüş Ayrılıkları ve Müzakere İhtimali
İsrail Başbakanı Netanyahu, İran üzerindeki askeri baskının sürdürülmesini ve Tahran’ın nükleer kapasitesini yeniden inşa etmesine izin vermeyecek sert bir tutum alınmasını talep ediyor. Ancak Trump, diploması seçeneğini ve olası bir anlaşmayı öne çıkararak krizden çıkış yolu arıyor. Trump, anlaşma sağlanamaması durumunda İran’ın yer altındaki “Cebel el-Fes” nükleer tesisini imha etme tehdidini yinelerken, insani ve ekonomik boyutu göz önüne alarak dengeli bir hat izlemek istediğini belirtiyor.
İsrail iç siyasetinde ise ABD’nin bu tutumuna eleştiriler yükseliyor. İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Trump’ı “İran konusunda naif bir iş insanı” olarak tanımlayarak askeri gücün artırılarak kullanılması gerektiğini savundu.
İki Savaşın Kesişen Yolları ve Mühimmat İkilemi
Ukrayna ve İran cepheleri farklı coğrafyalarda sürse de, ABD’nin askeri kapasitesi ve mühimmat stokları açısından birbiriyle doğrudan bağlantılı bir tablo oluşturuyor. Rusya ve İran arasındaki askeri tecrübe ile teknoloji paylaşımı devam ederken; Ukrayna ve Orta Doğu, ABD’nin sınırlı sayıdaki hava savunma füzeleri ve hassas güdümlü mühimmatları için rekabet ediyor.
Gerek Zelenskyy gerekse Netanyahu, Washington’dan askeri desteğin devamını talep ederken; Trump’ın askeri güç kullanımı ile savaşları sona erdirme vaadi arasındaki dengeyi nasıl kuracağı küresel kamuoyu tarafından yakından izleniyor.



