Amerikan İsrail Kamu İşleri Komitesi (AIPAC), Washington’daki en köklü ve en etkili baskı gruplarından biri olarak ABD siyasetinin merkezinde yer almaya devam ediyor. Kendisini “ABD-İsrail ortaklığını güçlendirmeye çalışan Amerikalı bir kuruluş” olarak tanımlayan yapı, resmi olarak İsrail hükümetinden bağımsız olduğunu ve fonlarını yalnızca Amerikalı bağışçılardan sağladığını vurgulasa da Beyaz Saray ve Kongre üzerindeki derin nüfuzuyla küresel siyasetin odak noktaları arasında bulunuyor.
6,5 milyondan fazla üyeye sahip olan organizasyon, siyasi ve askeri kararların mutfağındaki belirleyici rolüyle hem destekçilerinin hem de eleştirmenlerin radarında.
AIPAC nedir ve nasıl doğdu?
AIPAC’in temelleri, İsrail’in kuruluşunun hemen ardından atıldı. 1954 yılında gazeteci Isaiah Kenen tarafından kurulan yapı, başlangıçta “Amerikan Siyonist Kamu İşleri Komitesi” adıyla faaliyet gösteriyordu.
1954’ten günümüze kuruluş hikayesi
Kuruluş süreci, ABD ve İsrail ilişkilerinin ciddi bir sınavdan geçtiği döneme denk geldi. 1953 yılında Ariel Şaron komutasındaki İsrail birliğinin Batı Şeria’daki Kibya köyüne düzenlediği ve 69 Filistinlinin yaşamını yitirdiği saldırı, Washington’da büyük tepki toplamıştı. Dönemin ABD Başkanı Dwight D. Eisenhower yönetimi, ABD’deki Siyonist organizasyonların “yabancı bir devletin temsilcisi” olarak kaydedilmesini şart koşunca, lobicilik faaliyetlerini Amerikan yasalarına uygun bir iç baskı grubuna dönüştürmek amacıyla AIPAC yapılandırıldı.
Geçen onlarca yıl içerisinde organizasyon; siyasi ağını, üye sayısını ve etki alanını genişleterek ABD dış politikasının ayrılmaz bir parçası haline geldi.
AIPAC’in temel hedefleri ve çalışma mekanizması
Kuruluşun ana hedefi; ABD ile İsrail arasındaki siyasi, askeri, teknolojik ve ekonomik iş birliğini korumak ve geliştirmek olarak özetleniyor. Kongre üyeleriyle kurduğu doğrudan temaslar, karar vericilere sunulan stratejik raporlar ve yeni seçilen siyasetçilere yönelik bilgilendirme süreçleri, komitenin en sık başvurduğu yöntemler arasında yer alıyor.
Siyaset, finansman ve seçim kampanyaları
AIPAC, uzun yıllar boyunca doğrudan seçim finansmanı sağlamaktan kaçınsa da Aralık 2021’de tarihi bir strateji değişikliğine gitti. Kendi Siyasi Eylem Komitesini (PAC) ve bağımsız harcama fonunu (Super PAC) kurarak seçim kampanyalarına doğrudan nakdi destek aktarmaya başladı.
Bu hamle, komitenin Amerikan siyasetindeki ağırlığını katlayarak artırdı:
-
Seçim bütçeleri: İzleme raporlarına göre kuruluş, yalnızca 2024 ABD başkanlık ve Kongre seçimlerinde 100 milyon doların üzerinde harcama yaptı.
-
Kongre gezileri: Göreve yeni başlayan Kongre üyeleri için İsrail’e düzenlenen özel inceleme seyahatleri, diplomatik söylemin şekillenmesinde kritik rol oynuyor.
-
Karşılıklı çıkar dengesi: İsrail yanlısı tutum sergileyen adaylara seçim desteği sağlanırken, bu politikalara mesafeli duran adayların karşısındaki isimler finanse ediliyor.
Günümüzde yönetim kurulu başkanlığını Michael Tuchin’in, icra kurulu başkanlığını ise Elliot Brandt’in yürüttüğü yapı, ABD genelindeki geniş bağışçı ağıyla finansal gücünü koruyor.
Washington kararlarındaki dev nüfuz ve eleştiriler
AIPAC’in ABD kararları üzerindeki baskın rolü, Washington’da uzun yıllardır süregelen bir tartışmanın da kaynağı. Komiteyi destekleyen çevreler, yapılan çalışmaları iki müttefik ülke arasındaki stratejik bağların doğal bir sonucu olarak nitelendiriyor.
Buna karşın eleştirmenler, devasa finansal harcamaların ve lobicilik faaliyetlerinin ABD’nin ulusal çıkarlarından ziyade İsrail hükümetlerinin politikalarını önceliklendirdiğine dikkat çekiyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde ABD’nin kullandığı veto hakları ve bölgeye yapılan kesintisiz askeri yardımlar, bu nüfuzun en somut göstergeleri arasında sunuluyor.
Yükselen tepkiler ve değişen siyasi dengeler
Bölgede tırmanan krizler ve Gazze’deki insani durum, AIPAC’e yönelik eleştirilerin dozunu artırdı. Son dönemde yalnızca sol kanattan değil, muhafazakar çizgideki “Amerika’yı Yeniden Harika Yap” (MAGA) hareketine yakın Tucker Carlson ve Megyn Kelly gibi etkili medya figürlerinden de itirazlar yükselmeye başladı. Söz konusu isimler, ABD dış politikasının önceliklerinin sorgulanması gerektiğini savunurken, lobinin seçimlerdeki parasal gücünün demokratik süreç üzerindeki etkisini tartışmaya açıyor.
Tüm bu tartışmalara rağmen AIPAC, yürürlükteki Amerikan yasalarına tam uyum içinde hareket ettiğini ve amacının iki ülke arasındaki stratejik ortaklığı her koşulda sürdürmek olduğunu belirtiyor.



