Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer kuralları yeniden yazılıyor
Washington ile Tahran hattında tansiyon hızla tırmanırken, küresel petrol ticaretinin ana arteri konumundaki Hürmüz Boğazı’nda askeri hareketlilik kritik bir eşiğe ulaştı. ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik geniş çaplı askeri harekat tehditleri eşliğinde Pentagon, boğaz çevresindeki ablukasını “çelikten bir duvara” dönüştürme hazırlıklarını sürdürüyor.
Beyaz Saray yönetimi, ticari gemilerin geçişini güvenceye almak için “savunma amaçlı eskortluk” sağlanmasını ve bölgedeki deniz mayınlarının temizlenmesini içeren yeni güvenlik kararlarını masaya yatırdı. ABD Hazine Bakanlığı boğazdan 1 milyar varili aşkın petrolün geçtiğini hatırlatırken, Washington bir yandan deniz trafiğini açık tutmayı, diğer yandan da Tahran’ın açık denizlerdeki ham petrol dahil tüm ihracat damarlarını kesmeyi hedefliyor.
USS Makin Island ve 13. Keşif Birliği bölgeye intikal ediyor
Orta Doğu sularındaki Amerikan askeri varlığı, yeni takviyelerle eşi benzeri görülmemiş bir operasyonel boyuta ulaşıyor. ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth yeni sevkiyatların operasyonel detayları hakkında sessizliğini korurken, USS Theodore Roosevelt uçak gemisinin kasım ayı sonuna kadar bölgeye ulaşarak mevcut filoya katılması bekleniyor.
Askeri yığınağın en dikkat çekici unsurlarından birini ise yaklaşık 260 metre uzunluğa ve 41 bin tonluk deplasmana sahip amfibi hücum gemisi USS Makin Island oluşturuyor. Yaklaşık 2 bin personeli bünyesinde barındıran 13. Deniz Piyade Keşif Birliği’ni taşıyan dev gemi, olası kıyı ve kara operasyonları için bölgeye sevk ediliyor.
İsrail üslerindeki tanker uçakları ve “deniz hakimiyeti” doktrini
Askeri uzman ve stratejist Emekli Albay Nidal Ebu Zeyd, ABD’nin bölgedeki hava ve deniz konuşlanmasını büyük oranda tamamladığını, yeni sevkiyatlarla birlikte kara unsurlarının da denkleme dahil edildiğini belirtti. İsrail’deki Ovda, Ramon ve Ben Gurion havalimanlarında konuşlandırılan ABD havada yakıt ikmal uçaklarının hava unsurlarının harbe hazırlığını en üst seviyeye çıkardığını kaydeden Ebu Zeyd, deniz gücünün ise USS Makin Island ve yeni uçak gemisiyle tamamlanacağını ifade etti.
Operasyonun komutanı Oramiral Brad Cooper’ın donanma kökenli olduğuna işaret eden Ebu Zeyd, harekat planlamasının Amerikan deniz doktrinindeki “deniz kontrolü” (Sea Control) konseptine dayandığını vurguladı. Analist, Makin Island bünyesindeki keşif birliklerinin, bölgede konuşlu Navy SEALs ve hava indirme unsurlarıyla koordineli olarak kıyı çıkarmalarında “öncü mızrak başı” görevi görebileceğini ancak doğrudan bir kara harekatının uygun şartlar oluşana kadar ertelenebileceğini dile getirdi.
Boğazda psikolojik ve operasyonel hakimiyet savaşı
Hürmüz Boğazı’ndaki kontrol iddialarına ilişkin Washington ve Tahran arasındaki zıtlığa değinen Ebu Zeyd, iki tarafın kontrol kavramını farklı tanımladığını aktardı. Tahran deniz trafiğini aksatıp gemileri durdurmayı bir güç gösterisi olarak sunarken, Washington seyrüseferin kesintisiz devamını sağlama kabiliyetini zafer olarak değerlendiriyor.
Askeri anlamda fiili kontrolün “bölgeyi sabitleme ve temizleme” şartına bağlı olduğunu belirten uzmanlar, iki tarafın da bunu tam manasıyla sağlayamadığını ve boğazda yıpratıcı bir “operasyonel sürtüşme” yaşandığını kaydediyor. Beyaz Saray’ın geniş kapsamlı askeri operasyon tehditlerine karşılık ise İranlı yetkililer, sınırlarına veya tesislerine yönelik herhangi bir saldırıya verilecek yanıtın çok daha yıkıcı olacağı uyarısını yineliyor.







