Kahire ile Addis Ababa arasında diplomatik kriz tırmanıyor
Etiyopya’da Başbakan Abiy Ahmed liderliğindeki federal hükümet ile farklı etnik gruplardan oluşan yedi muhalif hareketin kurduğu “Etiyopya Halk Güçleri İttifakı” arasında 20 Eylül’de patlak veren iç çatışmalar, bölgesel çapta diplomatik bir hesaplaşmayı tetikledi. Addis Ababa yönetiminin Kahire’deki büyükelçilik müsteşarını sınır dışı etmesine karşılık, Mısır da Etiyopyalı bir diplomatı sınır dışı ederek misillemede bulundu.
Etiyopya hükümetinin iç krizlerin faturasını Mısır, Sudan ve Eritre’ye çıkarma çabalarına karşılık Kahire resmi makamları, hiçbir ülkenin iç işlerine müdahale edilmediğini belirterek iddiaları “yok hükmünde” olarak niteledi. Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ise devletin zirvesiyle gerçekleştirdiği toplantıda, Rönesans Barajı ve su krizinde önceliklerinin diplomatik ve barışçıl çözümler olduğunu vurgulayarak Addis Ababa’ya itidal mesajı verdi.
Su anlaşmazlığı ve Kızıldeniz hattında nüfuz mücadelesi
İki ülke arasındaki gerilimin merkezinde yalnızca Nil Nehri üzerindeki baraj projeleri yer almıyor; Etiyopya’nın Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz havzasında izlediği jeopolitik yayılma politikaları da Kahire’de ulusal güvenlik tehdidi olarak görülüyor. Yıllık su tüketiminin yüzde 95’ini Nil’den sağlayan ve su fakirliği sınırının altına gerileyen Mısır kamuoyu, Mavi Nil’in uluslararası su statüsünden çıkarılıp Etiyopya’nın iç gölüne dönüştürülme ihtimaline sert tepki gösteriyor.
Bunun yanı sıra Abiy Ahmed yönetiminin denize çıkış kapısı elde etmek amacıyla tek taraflı bağımsızlığını ilan eden Somaliland ile askeri üs anlaşması imzalaması ve Eritre’nin Asseb Limanı üzerindeki iddialarını sık sık gündeme getirmesi, bölgedeki dengeleri sarstı. Addis Ababa’nın ayrıca Sudan’daki iç savaşta orduya karşı Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ile kurduğu yakın temas, Hartum ve Kahire yönetimlerinin güvenlik kaygılarını ortaklaştırdı.
İç sorunları örtmek için “dış düşman” retoriği
Bölge uzmanları, Etiyopya yönetimlerinin geçmişten bu yana yaşadığı etnik ve siyasi krizlerde kamuoyunu konsolide etmek için Mısır kartını öne sürdüğüne dikkat çekiyor. 2020-2022 yılları arasındaki Tigray savaşı sırasında da benzer suçlamaların yöneltildiğini hatırlatan analistler, Abiy Ahmed’in iç muhalefetle yaşadığı meşruiyet krizini dış aktörlerle yürütülen bir çatışma gibi sunarak tabanını bir arada tutmaya çalıştığını belirtiyor.
Etiyopya tarafının son olarak Mısır’ın 22 su projesini engellediği iddiasıyla “tazminat ve ekonomik kayıp tespit komisyonu” kurması, iki başkent arasındaki hukuki ve siyasi gerilimi daha da tırmandıracak yeni bir hamle olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel belirsizlik ve Mısır’ın temkinli duruşu
Abiy Ahmed rejiminin Batılı güçler ve bölgesel aktörlerle kurduğu stratejik ortaklıklar sebebiyle kısa vadede yıkılmasının beklenmediğini vurgulayan gözlemciler, Addis Ababa’nın iç savaştan sıyrılması halinde dahi bölgedeki yayılmacı politikalarından geri adım atmayabileceğini kaydediyor.
Kahire ise güney sınırındaki ve Afrika Boynuzu’ndaki bu kırılmaları yakından izleyerek, Gazze ve Orta Doğu’daki gelişmelerin yoğunlaştığı bir dönemde kendisini doğrudan çatışmaların içine çekecek adımlardan kaçınmayı ve uluslararası hukuk zeminindeki diplomatik baskıyı sürdürmeyi hedefliyor.







