Amerika Birleşik Devletleri yönetimi, eski mahkeme yargıcı Navi Pillay’in Nobel Barış Ödülü’ne layık görülmesinden saatler sonra Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) yönelik kapsamlı yaptırımlar uygulama kararı aldı. Washington, UCM’yi “haydut mahkeme” olarak nitelendirerek kurumun tüm finansal ve lojistik kaynaklarını kesmeyi ve faaliyetlerini durdurmayı hedeflediğini açıkladı.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Başkan Donald Trump’ın UCM’nin Amerikalıları yargılamasına asla müsaade etmeyeceğini vurgulayarak, “Bu haydut mahkemeyle yapılacak tüm işlemleri yasaklayacak, kaynaklarını kurutacak ve işleyişini felç edeceğiz” ifadelerini kullandı. Kararın gerekçesi olarak Amerikan egemenliğinin ve vatandaşlarının korunması gösterildi. Daha önce savcı ve yargıçları bireysel olarak hedef alan Washington, bu kez mahkemeye altyapı, yazılım ve hizmet sağlayan küresel şirketleri de yaptırım kapsamına dahil etti.
Washington’dan üye ülkelere gözdağı ve şartlı erteleme
Rubio, yaptırımların tam olarak yürürlüğe girmesinden önceki sürecin üye ülkelerle müzakere fırsatı sunduğunu belirterek şu resti çekti:
“UCM ya tehditlerine son verecek ya da biz onun varlığına son vereceğiz. Savunmaları için Amerikan ordusuna sırtını dayayan müttefiklerimizden bu mahkemeyi dizginlemelerini bekliyoruz. Tarafların endişelerimizi giderecek bir çözüm bulmaları için kapıyı aralık bıraktık; aksi takdirde adımlarımızı sertleştireceğiz.”
ABD Hazine Bakanlığı yaptırımların hemen ardından iletişim, yazılım altyapısı, emeklilik ödemeleri ve mahkeme tutuklularını ilgilendiren bazı zorunlu operasyonel işlemler için 4 genel muafiyet lisansı yayımladı.
UCM: Hukukun üstünlüğüne doğrudan saldırı
Yaptırım kararına sert tepki gösteren UCM, uygulanan tedbirleri “hukukun üstünlüğüne ve uluslararası düzenin temel direklerine yönelik bir saldırı” olarak tanımladı. Kimsenin yasaların üzerinde olamayacağını belirten mahkeme, personeline yönelik sindirme çabalarına boyun eğmeyeceğini duyurdu.
UCM Başkanı Tomoko Akane, mahkemenin tarafsızlık ve bağımsızlık ilkelerinden taviz vermeden yalnızca yasalara ve delillere dayanarak görevini sürdüreceğini vurguladı. Akane, Roma Statüsü’ne taraf 125 ülkeye dayanışma çağrısında bulunarak, “Gelecek nesiller ve kitle katliamlarının mağdurları, kendilerini korumak için kurulan bir mekanizma hedef alındığında nasıl bir duruş sergilediğimizi tarihe not düşecektir” dedi.
Netanyahu’dan tebrik, Avrupa’dan ortak kınama cephesi
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, kendisi hakkında çıkarılan tutuklama emirlerinin ardından gelen ABD kararını memnuniyetle karşıladı. Trump ve Rubio’ya teşekkür eden Netanyahu, UCM’nin bir mahkeme değil, hukuka saygılı demokrasilere varoluşsal tehdit oluşturan “siyasi bir yapı” olduğunu iddia etti. ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee de yaptırımı “ahlaki bir cesaret” olarak niteledi.
Buna karşın uluslararası toplumdan Washington’a tepki yağdı:
- Avrupa Birliği (AB): Kararı “son derece üzüntü verici” olarak nitelendiren Avrupa Komisyonu, UCM’nin etkinliğini koruması için her türlü desteği sağlayacaklarını açıkladı. Belçika Dışişleri Bakanı Maxime Prévot, mahkemenin korunması amacıyla AB’nin “Engelleme Mevzuatı”nı (Blocking Statute) devreye sokmasını talep etti.
- 8 ülkeden ortak bildiri: İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, Hollanda, Kanada ve Danimarka dışişleri bakanları ortak bir bildiri yayımlayarak yaptırımları kesin bir dille reddetti ve mahkemenin bağımsızlığına tam destek verdi.
- İspanya ve Norveç: İspanya Dışişleri Bakanlığı uluslararası hukukun arkasında durduklarını vurgularken, Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide yaptırımların fiilen engellenmesi için müttefiklerle diplomatik temas yürüttüklerini bildirdi.

















