İşgal altındaki Batı Şeria’nın güneyinde, El Halil kentine bağlı Masafer Yatta bölgesinde İsrailli yerleşimcilerin Filistinli bölge sakinlerine ve geçim kaynaklarına yönelik saldırıları aralıksız sürüyor. Bölgedeki “Huvara” mevkii, yerleşimci şiddetinin ve arazi gaspı girişimlerinin en yoğun yaşandığı noktalardan biri haline gelmiş durumda.
Saldırganlar; evleri, araçları ve su depolarını hedef alırken, tarlaları ateşe vererek ve çobanları engelleyerek bölge halkını yerinden etmeyi amaçlayan fiili bir durum yaratmaya çalışıyor. Gece baskınları ve tekrarlanan tacizler nedeniyle korku ve endişe içinde yaşayan Filistinliler, topraklarını terk etmeyerek direnişlerini sürdürüyor.
“Huzurlu hayatımız günlük işkenceye dönüştü”
Huvara bölgesinde yaşayan Ömer ve Cafer Cabbur, bölgedeki yaşam şartlarının daha önce var olan huzur ve istikrardan günlük bir mücadeleye dönüştüğünü belirtiyor. Saldırıların artık yalnızca tarım arazileriyle sınırlı kalmadığını; doğrudan evlere, su depolarına ve özel araçlara kadar uzandığını vurguluyorlar.
Fiziksel şiddet, tehdit ve alıkoyma olaylarının sıradanlaştığını ifade eden Cabbur ailesi, Filistinlilerin günlük hayatlarını sürdürmelerinin ve arazilerine güvenle ulaşmalarının engellendiğini dile getiriyor. Tüm bu baskılara rağmen topraklarında kalma kararlılıklarının kesin olduğunu belirten bölge sakinleri, uluslararası topluma yaşanan ihlalleri durdurmak adına acil müdahale çağrısında bulunuyor.
Yerleşimci şiddetine karşı yerel mücadele
Masafer Yatta bünyesindeki Hırbet Kelle el-May Köy Meclisi Üyesi Muhammed Mukhamrah, bölgedeki saldırıların daha önce görülmemiş tehlikeli bir boyuta ulaştığını ifade etti. Mukhamrah, bu organize eylemlerin temel amacının yerel halkı zorla göç ettirmek olduğunu vurguladı.
Yerel yönetimin hak ihlallerini günü gününe belgelediğini belirten Mukhamrah, insan hakları örgütleri ve uluslararası kurumlarla temas halinde olduklarını kaydetti. Köy meclisinin, çiftçilerin ve bölge halkının direncini artırmak adına su, tahıl, iş makinesi ve temel hizmet gibi en elzem ihtiyaçları sağlamak için ortak kuruluşlarla çalıştığını belirten yetkili, Filistinli sivillerin korunması için uluslararası bir varlığın bölgede konuşlandırılmasının artık zorunlu hale geldiğini ifade etti.



