Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Dünya Miras Komitesi, Güney Kore’nin Busan kentinde düzenlediği toplantıda Filistin’in tarihi Sebastiya beldesini resmen Dünya Mirası Listesi’ne dahil etti. Oylamada Sebastiya’nın yanı sıra Lübnan’daki Cebel Amil kaleleri ve Tunus’taki Sidi Bou Said beldesi de listeye alınan bölgeler arasında yer aldı.
Nablus kentinin kuzeyinde bulunan ve köklü tarihiyle dikkat çeken Sebastiya’nın koruma altına alınması, Filistin kanalında büyük memnuniyet yaratırken İsrail tarafının sert itirazlarına sahne oldu.
Filistin kararı memnuniyetle karşıladı
Filistin’in UNESCO Daimi Temsilcisi Büyükelçi Adel Atieh, kararın tehlike altındaki kültürel miras alanlarının korunması adına tarihi bir adım olduğunu vurguladı. Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi’nin (ICOMOS) profesyonel değerlendirmelerini öven Atieh, Sebastiya halkının nesiller boyu bu tarihi sahayı korumak için mücadele verdiğini ifade etti.
Sebastiya’nın Kenan medeniyetine uzanan köklü geçmişiyle Filistin coğrafyasındaki medeniyetler çeşitliliğinin en canlı tanıklarından biri olduğunu belirten Filistinli diplomat, kararın bölgedeki kültürel diyaloğu pekiştireceğini ve ören yerine uluslararası koruma sağlayacağını belirtti.
İsrail karara itiraz etti
İsrail’in UNESCO Temsilcisi Nina Ben-Ami ise karara tepki göstererek Filistin’in başvurusunda bölgenin Yahudi ve Hristiyan geleneklerindeki tarihi bağlarının göz ardı edildiğini savundu. Vaftizci Yahya’nın mezarının da burada bulunduğuna inanıldığını belirten Ben-Ami, sahadaki arkeolojik denetimin sürdürülmesi gerektiğini iddia etti.
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar ise sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, alınan siyasi kararların ve yapılan oylamaların tarihi gerçekleri değiştiremeyeceğini öne sürdü.
İşgal altındaki kültürel mirasın korunması
Uzun yıllardır yerleşimci baskısı ve tarihi dokuyu değiştirme girişimleriyle karşı karşıya kalan Sebastiya, UNESCO kararıyla birlikte uluslararası koruma şemsiyesine alınmış oldu. UNESCO Dünya Miras Komitesi, Temmuz 2025’teki 47. oturumunda da tehlike altındaki Filistin miras alanlarının korunmasına yönelik kararlar kabul etmiş ve taraf devletlerin sözleşmelere uyması gerektiğini vurgulamıştı.



